İNNOVASYON VE FARKILAŞMA PERFORMANSI

“İnnovasyon değişimi fırsat olarak görme yetisidir.” - Steve Jobs

 

“Değişim yoksa innovasyon, yaratıcılık veya gelişim için bir neden yoktur.” - William Pollard

 

 

Yukarıdaki iki bildiri arasında yaklaşık 50 yıl var…Farklı dönemlerde, farklı alanlarda, farklı kitleleri etkilemiş farklı iki lider. Ancak iki ifadenin de ortak paydası olan ve 50 yıldır aynı kalan hakikat tek: değişim.

 

Birinci tespit: dış dünyada değişimin hızı giderek arttıkça, innovasyon kavramının da önemi ve uygulamaları artıyor. Her alanda. İkinci tespit: giderek daha radikal değişimlere sahne olan bir dünyada innovasyon, “iç dünyalarda” da giderek daha radikal değişimler yaratmak anlamını içeriyor.

 

İnnovasyonu ister sözlük anlamıyla “mevcut bir üründe, fikirde veya alanda yapılan yenilik veya değişiklik” olarak yorumlayın; ister salt “yeni bir yöntem veya gereç” olarak; ister “yaratıcılığın veya yaratıcı problem çözmenin rekabet üstünlüğü sağlayacak ve para kazandıracak şekilde hayata indirilmesi”; isterseniz de “değer artıran ve ilave değer yaratımına olanak sağlayan yenilik/çilik” olarak tanımlayın sonuç değişmez: innovasyon önceki, şimdiki ve sonraki yüzyılların en kilit (pardon, anahtar!) “insan” yetkinliklerinden birisi. Özellikle ekonomik faaliyeti, kar amacı güden kuruluşları, çalışanı ilgilendiriyor gibi görünse de gerçek öyle değil: innovasyon, kar amacı güden kuruluşlar kadar kar amacı gütmeyen kuruluşları, toplumları, hükümetleri, devletleri de ilgilendiriyor. Eğer amaçlarınızdan birisi böyle bir çağda değer yaratma, yaratılan değeri paylaşma, hayatı kolaylaştırma, insanın yaşam yolculuğuna kayda değer katkılar sağlamaksa o takdirde innovasyon olgusunu göz ardı etmeniz mümkün değil.

 

Kuşkusuz innovasyonla ilgili bir çok zorluk var ortada. Bu zorluklar onu doğru tanımlamaktan anlamaya, ona hazırlanmaktan onu hayata geçirmeye değişiyor…üstelik kar amacı güden bir kuruluşun üyesiyseniz ve kuruluşunuz sizden innovasyon faaliyetlerine, süreçlerine aktif katılımınızı bekliyorsa, muhtemelen bu kavramla aranızdaki algılanan mesafeyi, olası önyargılarınızı, sizden veya ekibinizden innovasyon talepleri karşısında tam olarak ne istendiği ve ne yapmanız gerektiği hakkında zihninize üşüşen soruları ve olası özgüven kırılmalarını aşmanız gerekecek…zira innovasyon hakkında bilgi+beceri+deneyim (yetkinlik) sahibi olmamanız bir yana, gerek içinde görev yaptığınız kuruluşun/ ekibin kültürü, gerek toplumsal kültür, gerekse de büyük olasılıkla “yetiştirilişiniz” innovatif (yenilikçi?) bir profesyonel ya da birey olmanızın önüne en azından zihinsel planda ilave engeller koyacaktır. Ancak 21.yüzyılın bu döneminde innovasyonla henüz tanışmamış/ doğru ve gerektiği gibi tanışmamış/ tanışmış olsa da innovasyon macerası kısa sürede (muhtelif nedenlerle) parlayıp sönmek durumunda kalmış bireyler ve organizasyonlar asla çaresiz, alternatifsiz değil. Zira her ne kadar toplum ve ülke olarak innovasyon meselesini değerlendirmekte ve gereğini yapmakta (elimizden geleni değil) epey bir geç kalmış olsak da konuya önce innovasyonla ilgili yanlış inançları temizleyip, doğru bilgileri edinip, doğru bakış açısı, tutum ve davranışlarla yaklaşmak en azından başlangıç için gerekli ve yeterli olacaktır.

 

Eski bilgilerin, alışkanlıkların ve deneyimlerin inançları; inançların bakış açısını ve algıları; bakış açısı ve algıların tutum ve davranışları, tutum ve davranışların kültürü, kültürün de sonuçları etkilediğini, yönlendirdiğini biliyoruz. Dolayısıyla konuyu irdelemeye belki ilk kademeden, yani inançlardan başlamak akılcı olacaktır. Bunun için, yani yanlış inanç temizliği için şimdilik birkaç saptama yapabiliriz:

 

  1. İnnovasyon (ve innovasyonu tetikleyen yaratıcı düşünme) sadece belirli nitelikteki, seçkin uzmanların veya özel türden meslek sahiplerinin tekelinde olan bir şey değildir.

  2. İnnovasyon için yüksek IQ sahibi olmak veya master, doktora yapmak gerekmez. 

  3. İnnovasyon sadece örgüt-içi/ kurum-içi kapalı çabalar sonucu şekillenmez; birincisi, 7 milyar insanın yaşadığı, bilginin tarihin hiçbir zamanında olmadığı kadar bol ve hızla elde edilebilir olduğu, teknolojinin ve internetin devrim üstüne devrim gerçekleştirdiği ve insanları/ grupları/ “ağları” olanaklı en yüksek hızlarda birbirine bağladığı; ikincisi, ortalığın hayatın çok çeşitli alanlarında ve farklı sektörlerde de olsa binlerce innovasyon örneğiyle ve innovasyon için bedava ilham/ fikir kaynaklarıyla dolu olduğu bir dünyada innovasyon sanıldığı kadar içe dönük ve zor bir çabalar bütünü değildir, olamaz. 

  4. Her yenilik (novelty) innovasyon değildir. Ekonomik anlamda gerçek bir innovasyondan bahsedebilmek için yapılan innovasyonun “dünyayı ilgilendirmesi”,  ilave kar getirmesi (veya değer yaratması) veya ciddi bir “gereksiz maliyet” azaltımına olanak vermesi gerekir. 

  5. Organizasyonların amentülerine (credo) “innovasyon” yazmaları, şurada burada kendilerini innovatif olarak yaftalamaları, üyelerine innovasyon çağrısında bulunmaları ve başarılı uygulamaların ödüllendireceğini üyelerine bildirmeleri yetmez; innovasyonu tetikleyecek, kolaylaştıracak, yaşatacak “doğru ortamı” da hazırlamaları gerekir. (ortamdan kastımız yalnızca fiziksel ortam değil kuşkusuz, organizasyonel davranış ve kültür buna dahil) 

  6. İnnovasyon Ar-Ge demek değildir. Ayrıca innovasyon yalnızca Ar-Ge’ye yüklenemeyecek kadar önemli bir konu ve sorumluluktur. Tam yerine rast geldi, Steve Jobs’dan konuyla ilgili bir alıntı verelim: “İnnovasyonun Ar-Ge’ye ne kadar para ayırdığınızla bir ilişkisi yoktur. Apple, Mac’le ortaya çıktığında IBM’in 100 kat daha büyük Ar-Ge bütçesi vardı. Konu, para değildir. Konu, ne tür insanlarla birlikte çalıştığınız, onlara nasıl liderlik yaptığınız ve ne elde ettiğinizle ilgilidir.” (insana ve liderliğe vurguya dikkat!) 

  7. “İnnovasyonu insanlar yapar, şirketler değil.” Seth Godin (insana vurguya dikkat!) 

  8. İnnovasyon  çoğunlukla kökten bir değişim talebidir. Kendisi büyük değişimlere hazır olmayan, değişim-dostu kültüre, dolayısıyla innovasyon kültürüne sahip olmayan kuruluşların üyelerinden innovasyon talep etmeleri en hafif deyimiyle naifliktir. Öte yandan, değişim ve kültürle çok yakından ilişkili olan innovasyon performansı, diğer alanlardaki performanslar gibi izlenmeli, ölçülmeli ve yönetilmelidir. 

  9. İnnovasyon türlerini ve tekniklerini öğrenmek innovasyon yapabilmek için yeterli değildir. 

  10. Bir defaya mahsus innovasyon yapmak yetmez. Her innovasyon tahmininizden daha kısa bir sürede emtialaşmaya, kopyalanmaya mahkumdur. O nedenle innovasyonda süreklilik esas olmalıdır. Bunun da ne kadar güçlü, ne kadar eski, ne kadar büyük bir yapı olduğunuzla alakası yoktur. Liderlik, insan ve kültür innovasyon sürekliliğinde en belirleyici ögelerdir. 

  11. En çarpıcı innovasyonları insanın ve dünyanın sorunları üzerinde en fazla ve en samimi düşünen, sadece kısa vadeli kar değil orta ve uzun vadeli değer yaratmaya odaklanan, yaratıcı düşünmenin önündeki engelleri en fazla kaldıran, iyimser –gerçekçi-pozitif olabilen  ama her halükarda değişimi en iyi okuyup/ öngörüp, gereğini yapmaya en gönüllü ve en cesaretli olanlar ortaya çıkarmaktadırlar. 

  12. Marka yönetimi, pazarlama iletişimi gibi disiplinler ve faaliyetler kuşkusuz değerlidirler ancak benzerleri arasında kaybolup gitmiş, çoktan fiyat rekabeti tuzağına düşmüş, buna rağmen özellikle piyasa/müşteri piramidinin en tepesine oynayan, farklılaşamamış ürünleri veya  hizmetleri orta ve uzun vadede kurtarmak için tek başlarına yapabilecekleri fazla bir şey yoktur.

 

İnnovasyonla farklılaşamamış ürünler ve hizmetleri son yılların moda terimi algı yönetiminin de kurtarması zordur. Algı yönetimi, insanlar ürünün veya hizmetin gerçek içeriğinin, sunmayı iddia ettiği faydaların ve değerin yaratılan algının altında kaldığını fark eder etmez çöker. Halk deyişiyle “takke düşüp kel görünene” kadar…(saçsız dostlarımızdan özür dileyerek…) Şirketler mezarlığı bir zamanlar inanılmaz markalara sahip ve markalarına inanılmaz miktarlarda paralar harcayan ama insan, değişim, liderlik, kültür ve innovasyon gibi konuları çok ciddiye almama gafletinde bulunmuş dev kuruluşların kalıntılarıyla doludur.

 

Tanıklık ettiğimiz hayatın içinde birbiri ardına gelen sayısız değişimler hangi sektörde olursanız olsun o sektörde rekabetin ve karsızlık baskısının giderek artacağının garantisi gibi görünmektedirler. Nitekim kendi sektörlerinin bir zamanlar devleri olan yapılar ve markalar özellikle son bir kaç on yılda birbiri ardına güç ve etkinlik alanlarını kaybetmişler, gerek aile şirketleri gerekse de farklı sahiplik yapıları ve işletme anlayışları olan kuruluşlar korkunç rekabet baskısına dayanamayarak ya küçülmüş, ya satılmış ya başka yapılarla birleşmiş ya da tasfiye olmuşlardır. Farklı yönlerden esen farklı şiddetlerdeki değişim rüzgarlarına dayanabilen ve değer yaratma yolculuklarına karlı büyümeyle devam edebilen yapıların başarıları  yalnızca müşterileri, paydaşları ve rakipleri tarafından yakından izlenmekle/ takdir ya da gıpta edilmekle kalmamış, uzmanlar tarafından da mercek altına alınarak başarıları analiz edilmeye, onları farklı kılan yetkinlikleri ve özellikleri belirlenmeye, hatta modellenmeye çalışılmıştır. Bu tür farklı kuruluşlara yakından, anlamlı uzunlukta sürelerde, doğru perspektiften ve doğru metodolojiyle bakıldığında liderlik, stratejik yönelim, ekip kalitesi, değişim/ yaratıcılık/ performans dostu değerler ve kültür, yapı ve organizasyon, süreçler, ürün veya hizmet niteliği ve niceliği gibi alanlarda rakiplerinden çok farklı yaklaşımlara, özelliklere, iç güçlere sahip oldukları anlaşılmıştır. Rakiplerine deyim yerindeyse “nal toplatan” ve paydaşlarının maddi-manevi refahlarını sürekli yükselten bu tür yüksek-değer jeneratörü yapıların esneklik, cesaret, iyimserlik, sıra dışılık, odaklanma, uzmanlık, azim ve sebat, pozitiflik ve yapıcılık, sinerjik davranış, isabetli ön görü (basiret; prudence) yaratıcılık, ilhamını müşteriden alma, akıl-vicdan-ahlak-yasa-onur beşlisinden mümkün olduğu ölçüde taviz vermeme, safralardan sürekli kurtulma çabası, düşünsel ve operasyonel hız gibi bir dizi özelliğe sahip olmanın  yanı sıra özellikle farklılaşma olgusunun önemini çok iyi kavradıkları ve bunun gereğini zamanında ve doğru bir şekilde yerine getirdikleri gözlemlenmektedir.

 

Bu noktada sözü daha fazla uzatmadan şunu söyleyebiliriz ki gerçek başarının (kar amacı güden bir kuruluşta görev yapıyorsanız bunu karlı büyüme olarak da ifade edebiliriz) sırrı farklı olmakta… Acı gerçek: markalar, hizmetler, ürünler her zamankinden daha fazla aynılaşma baskısı altında hızla değer kaybediyorlar. İçkin veya algılanan değerini yitirmiş, özü itibariyle rakiplerinden farkı kalmamış bir markanız, hizmetiniz veya ürününüz varsa bu gerçek bir sorun… Yukarıdan aşağıya, soldan sağa kendiniz, ekibiniz, kuruluşunuzla ilgili her şeyi masaya yatırmak, sorgulamak vakti gelmiş de geçiyor olabilir. Ne yazık ki ne geçmiş performans, ne bir zamanlar müşterilerinizi hayran bırakan, rakiplerinize tırnaklarını yedirten ve sizi belli bir yere kadar taşıyan bir-iki innovasyonunuz, ne daha statik bir dünyada işe yaramış olabilen “copy & paste” pazarlama veya marka iletişimi stratejiniz, ne de çalışanlarınıza aldırdığınız, mesela “motivasyonel” (!) eğitimler ve benzerleri “maçı kurtarmaya” yetmeyebilir. Her fani kuruluşun başına gelen belalardan (sınav) biri ya da bir kaçı sizin kuruluşunuzun kapısını çalıyor olabilir: rakiplerle aynılaşma, benzersiz olduğunu düşündüğünüz innovasyon(lar)ınızın rakipler tarafından taklit edilmesi, bir zamanlar eşsiz olduğunu düşündüğünüz avantajların onlarca, hatta yüzlerce irili-ufaklı rakibin de eline geçmiş olması…

 

Eğer değer yaratmaya ve karlı büyüme yolculuğunuzu sürdürmeye devam etmek gibi bir derdiniz varsa o zaman yukarıda andığımız türden belalarla başa çıkmanın orta ve uzun vadede en hayırlı yolunun farklılaşma olduğunu görmeniz önce sizin lehinize olacaktır. Diğer bazı hususlar yanında innovasyonun çok önemli olduğunu asla yadsımıyoruz. İnnovasyon, her şey bir yana, zaten farklılaşmanın da en önemli aracı, yolu. Ancak bir veya birkaç defaya mahsus bir innovasyon da kuruluşunuzu orta ve uzun vadede güvenli bölgede tutmaya yetmeyebilir. O nedenle innovasyonlarınızın sürekliliğini ve etkililiğini sağlayıcı, şemsiye niteliğinde bir farklılaşma kültürüne, yeni bir inanç ve eylemlilik modeline geçmeniz hayrınıza olacaktır. Dünya ve piyasa size sürekli para kazandırma gibi bir taahhütte bulunmaz; bir yığın rakip-ürün-hizmet arasında sadece ayakta kalmak değil, onlardan sıyrılarak öne çıkmak ve avantajlı durumunuzu sürdürmek için bireysel, örgütsel, yapısal…her planda kendinizi sorgulamanız, farklılaşma gereğini sürekli görüş alanınızda bulundurarak hangi alanda veya alanlarda nasıl, ne zaman, neden farklılaşacağınızı; bu bağlamda hangi farklılaşma stratejilerini ve taktiklerini kurgulayıp uygulayacağınızı tespit etmeniz yaşamsal bir zorunluluktur. Kolay taklit edilmemek, aynılaşmamak, ayırt edilebilmek, mevcut ve potansiyel müşterilerinizle değer alışverişinde bulunmaya devam edebilmek için belki de birden fazla farklılığı eş zamanlı olarak hayata geçirmek durumunda kalabilirsiniz. Yüksek hızlı değişim dünyasında karlı büyüme doğru ve zamanında olduğu kadar doğru alanlarda farklılaşmayı gerektirir. İnsandan örgüte, iş modelinden ürünlere, süreçlerden stratejilere bir yığın alanı masaya yatırmanız gerekebilir. Bütün bu müdahaleler kuşkusuz kolay değil; ancak ayakta kalmak ve özellikle de karlı büyüyebilmek için yapacak başka bir şey de pek yok. Bu noktada ihtiyacınız olmayan şeyler: atalet, kibir, yeni fikirlerden korkma, cesaretsizlik, konfor, geçmiş başarıların sıcaklığı, aşırı iyimserlik, eski alışkanlıklar, yanlış bilgi ve tavsiyeler ve eski kültürünüzün ilerlemenize artık engel olan bazı özellikleri ve üşenme, özellikle de öğrenmekten üşenmedir. William Pollard’ın bir keresinde ifade ettiği gibi: “İnnovasyon ve öğrenme ele ele giderler”. O nedenle öğrenme (gerçekleri, gerçekten işinize yarayacak bilgileri ve kritik becerileri) ile barışık olmadan innovasyon, innovasyon olmadan farklılaşma, farklılaşma olmadan kökten değişen dünyanın sizden beklediği performansı sergileyebilme ve nihayet ayakta kalabilme mümkün görünmemektedir.

 

“İnnovasyon, kimin lider, kimin takipçi olacağını belirler.” - Steve Jobs

 

İster belli bir sektörde uzun süredir faaliyet gösteren,  isterseniz de o sektöre yeni girecek bir kuruluş olun farklılaşma ve innovasyon olgularını gündeminizin ilk bir kaç maddesi arasından çıkartmak; farklılaşma ve innovasyon performansınızı doğru bilgi ve yaklaşımlarla yönetmemek gibi bir seçeneğiniz olamaz. Yaşadığımız dünyanın dinamikleri bunu tolere etmez. Gerek “eskiler”, gerekse de “yeniler” girişimciliğin, liderliğin ve ulaşmayı hedefledikleri başarının her şeyden çok değişme/değiştirme, farklılaşma ve innovasyonla ilgili olduğunu bilmek durumundadırlar. Bu üçü sahip olduğunuz (veya ödünç aldığınız) kaynaklarınızı yüksek değer yaratmak üzere pozisyonlar, yönlendirir ve çok yönlü/ çok boyutlu refah yaratma kapasitesi geliştirmelerine imkan verirler.

 

Dolayısıyla, karlı büyüyen bir kuruluşun sahibi/ yöneticisi/çalışanı olmak isteyen bireyler farklılaşma ve innovasyonu hayata geçirmek için yönetim innovasyonu, ürün/hizmet innovasyonu, iyileştirme amaçlı innovasyon, yapısal innovasyon, örgütsel innovasyon, düzen bozucu innovasyon, iş modeli innovasyonu, süreç innovasyonu, müşteri deneyimi innovasyonu, pazarlama innovasyonu gibi bir dizi innovasyon türü ve tekniği hakkında yalnızca bilgi sahibi olmakla kalmamalı, bu innovasyonları belirleyecek analizleri yapmak, bu innovasyonları uygulamaya koyacak ve sürekliliğini sağlayacak stratejileri ve kültürleri yaratmak ve yaşatmak için zihinsel ve fiziksel kaynaklarını vakit geç olmadan seferber etmelidirler.

 

İster belli bir sektörün eskilerinden olup rekabet ve karsızlaşma baskılarını “iliklerine” kadar hisseden, yüzü eskisi kadar gülmeyen bir kuruluş olun, ister hedeflediği sektöre bütün bilgisini, birikimini, heyecanını, zamanını ve büyük olasılıkla parasını koymak üzere ya da koymuş bir girişimci veya yatırımcı olun farklılaşma ve innovasyon alanlarında yüksek performans için başlangıç noktası olarak, yüksek hızda değişen bir dünyanın bireylerden ve kuruluşlardan neyi talep ettiğinin (ve edeceğinin) yanı sıra kendi imkan ve kabiliyetlerinizi nicel ve nitel boyutlarıyla çok iyi bilmek anahtar önemde.

Bir sonraki adım şu konularda ev ödevlerini, gereken hazırlıkları ve çalışmaları (tercihen, yüksek kalibreli, objektif, gelişkin yetkinliklere sahip, samimi ve dürüst uzmanların eşliğinde) gerçekleştirmeyi kapsayacak:

 

  • Farklılaşma ve İnnovasyon Hakkında Örgüt Çapında Bilgilendirme ve Bilinçlendirme

  • Dış Dünya-İç Dünya Farklılaşma Analizi ve Strateji Oluşturma

  • Dış Dünya- İç Dünya İnnovasyon Analizi ve Strateji Oluşturma

  • Farklılaşma ve İnnovasyonla İlgili İç/Dış İletişim

  • Farklılaşma ve İnnovasyon Kültürü Yaratma ve Yaşatma

  • Farklılaşma ve İnnovasyon Yetkinliklerini Geliştirme ve Uygulama

  • Yeni Kültür Özellikleri ve Yetkinliklerin İK Süreçlerine ve Operasyonel Süreçlere Bağlanması

  • Birey/ Ekip/ Örgüt Düzlemlerinde Farklılaşma ve İnnovasyon Performansı Maksimizasyonu

  • Süreçlerin İzlenmesi, Kontrolü ve Destekleyici/Düzeltici Faaliyetler

​​

Mustafa Ekrem Eke

Performans Danışmanı ve Eğitmeni

25 Haziran 2018

Her hakkı mahfuzdur. İzinsiz hiç bir şekilde kopyalanamaz ve yazarın ismi zikredilmeden alıntılanamaz.

İstanbul, Türkiye        +90 216 709 38 89         performans@strata.com.tr

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

22 yıl | 560 kuruluş | 111,000 profesyonel