ADA(N)MIŞ VE HEDONİST

ADANMIŞLAR

 

Adak kelimesi, bir temenni veya isteğin gerçekleşmesi halinde bir eylem yapılacağına dair verilen sözün konusu; adak adamak ise söz verme eylemidir. Adanma ise eylemin konusudur; “sınavdan geçerse horoz keseceğim” ritüelinde adanan şey, horozdur.  Ama gündelik hayatta adanma kelimesini daha ziyade birisinin, başka bir insan için kendi hayatını ciddi biçimde olumsuz yönde değiştirecek fedakârlıklar yapmak, anlamında kullanılmaktadır. Mesela, “muhtaç ve hasta bir yakınının yanında olabilmek için eğitimden veya kariyerden vazgeçilmesi ve normal hayatın kısıtlanması”, adanmaktır. En bilinen ve güçlü adanmışlık biçimi ise itaat, iffet ve yoksulluk yemini eden rahip ve rahibelerin yaşamlarıdır. Azizlere göre “adanmış hayat, cennete giden en emin ve doğru yoldur.”

 

Sosyal yaşamda veya iş hayatında adanma; bir kişiye, bir düşünceye, bir kuruma, kendimizden daha büyük gördüğümüz bir şeye karşı bağlılık gösterme, yerine getirmek zorunda olduğumuz bir yükümlülüğü, anlatır. 

 

Aslında yukarıdaki iki paragrafta bulunan ifadelerde ada(n)ma yerine “vakfetme” kelimesini kullanılsa daha doğru bir tanımlama olacaktı; ama ağız alışkanlığı sonucu muhtemelen adamak ve adanmak ile adamış ve adanmış kelimeleri kullanılmaktadır. Sosyal ve iş yaşamındaki vakfetme fiilinin özneleri adamış ve adanmış, gerçekte aynı varlığı ifade etmektedir: fedakâr bir insan.

 

Bir insanın başka bir insan için uzun süreli kendini temel haklarından mahrum bırakması, insani bir vaka olabilir; şayet O insan, temel ihtiyaçlarını kendi başına karşılayamıyor ve başka birine muhtaç ise. Veya iş ortağı veya işletme, değerli bir hedefi olan, adil ve makul yönetilen bir kurum ise kişi kendini adayarak gerekmediği halde fedakârca davranış eğilimlerine yönelebilir ve bu durum kabul edilebilir bir eylemdir.

 

Ya Eğer Adanılan Kişi veya Kurum Hedonist ise?

 

HEDONİSTLER:

 

Hedonizm, diğer adı hazcılık olan bir felsefi bir görüştür. Bu felsefe, Antik Yunan’dan beri “mutluluk iyidir, acıdan kaçın” özdeyişi suretiyle insanlara “yüz çeviremeyecekleri” akıllar vermektedir. Aydınlanma çağıyla birlikte etkisi azalan Hedonizm, felsefe zemininden dışında ama günlük hayatın içinde, pratikte farklı bir manada anlaşılmaktadır ve terimin bu yazıda kullanıldığı anlam, bu ikinci kullanım alanıdır. Elbette hiç kimse acı, sıkıntı, dert içinde yaşamak istemez, keyifli, eğlenceli, sorumsuz ve sorunsuz bir hayatı tercih eder. Ancak bu istek, hayatın gerçeklerine aykırıdır, çünkü ter, emek, risk olmadan diğeri, yani haz olamaz. Eğer bir insan sadece kendi imkân ve servetini kullanarak hedon bir yaşam tarzı seçtiyse, sorun yoktur, kendi bilir. Ama bize özgü hedonlar, genellikle parasal açıdan pek sorunu olmayan, narsist kişilik özellikleri gösteren, benmerkezci ve bencil yapıda, sadece kendini seven, başkalarını kendi çıkar ve arzuları için kullanan; genellikle çocukluktan bu yana istekleri kolayca ve fazlasıyla yerine getirilmiş ve doyumsuzluk problemi olan, eleştiriye kapalı özelliklere sahip tiplerden oluşuyor. Hedonizm, bir değer yönelimidir. Bireylerin keyif ve duygusal doyumuna vurgu yapar. Eğlenceli yaşam ve kendi rahatına düşkünlük gibi etmenleri içermektedir. 

 

Tuhaf Taleplerin Kaynağı:

 

Deyim yerindeyse “dünyadaki her insanın tüm insanlarla bir ‘hukuku’ vardır.” Yine her insanın, doğuştan gelen hakları yanında birinci derece akrabalardan başlayarak oluşan, hısımlarla ve tanışların tanışlarıyla dahi bir “hukukları” vardır. Kısaca neredeyse her insan başkasından herhangi bir şey talep edebilir ve “absürt” bile olsa, onu elde edebilir. “Yemeyenin malını yerler” atasözündeki fiilin öznesinin belirsiz olduğunu unutmayalım. Bu manada bakarsanız, “isteyenin bir yüzü, vermeyen siyahi” atasözünün tahrik ediciliğini kabul etmek gerekir.

 

Hedon Yaratık Nasıl Fark Edilir?

 

  1. Erkekse kümesin tek horozu gibi, dişi ise biricik anaç tavuk gibi dolaşır, tecrübeli gözler için bu emare bile hedon tespiti için kâfidir.

  2. Kendi çaplarında (güya) sanatçılardır, güzeldirler, bakımlıdırlar ve (güya) güzellikler üretirler.

  3. Hep pozitif ve anlayışlıdırlar. Herkes onun bulunduğu ortamda bulunmayı arzular.

  4. Sıkıntılı bir kelime çıkmaz ağızlarından; hep eğlenceli, lezzetli, şatafatlı hikâyeleri ve elbette planları vardır. Bu güzelliklere, herkes davetlidir.

  5. Günlük işlerin hiç birini yapmazlar ve onlara teklif dahi edilemez; zira ya sağlıkları uygun değildir ya da hemen yanı başınızda bu angaryayı daha iyi yapabilecek en az on “enayi” tanıyordur.

  6. Asla elleri cüzdanlarına gitmez, birilerine ikramda bulunuyorsa mutlaka hesabı başkaları ödemektedir.

  7. Beyinlerini az çalıştırırlar ve siyaset, felsefe, ahlak, ekonomi vb konularında sadece yumuşak ses tonlarıyla kısa sorular sorarlar; ama cevabıyla ilgilenmezler.

  8. Asla eleştirmezler, utanmazlar ve vazgeçmezler.

  9. Onlara bazen gıpta edilmesini, bazen işler ters giderse acınılmasını isterler.

  10. Gelirleri azdır, ama servetleri çoktur.

 

Hedonist Radar, Adanmışı Nasıl Tespit Eder?

 

  1. Adanmış, ilk akla gelenin aksine munis veya aciz bir mizaçta biri değildir; aksine katı ve güçlü kişiler arasından çıkar. Çünkü adanmışların “mazoşistliği” andıran davranışlarını açıklayan püf noktası, tam burasıdır.

  2. Sosyal ve konuşkanlardır, çalışkanlık ve “aşırı ve sınırlı” vicdanlılık en tipik özellikleridir.

  3. Hırslıdırlar, çünkü “hırs çirkinlikleri, güzel görmenizi sağlar.”

  4. Zeki ve para sahibi olabilecek kadar beceriklidirler, aslında iyiliksever insanlardır.

  5. “Haksız yere çok hırpalandığını” düşünür, bu adanmış davranış biçimi onu kısır döngüye sokar; hedon kapanını ve tuzağını tam buraya kurar.

  6. Adanmış çalışanın terfi ve takdir kurallarına ilişkin varsayımları, iş hayatının gerçekleriyle örtüşmeyen fantezilerden etkilenmiş hatalı kabullerden oluşmaktadır. 

 

Adanmışların sosyal hayatı güzelleştiren ve insan olduğumuzu bize hatırlatan iyi karakterler olduklarını biliyoruz. Onlara, birçok insan duacıdır ve “cennetliklerdir”. Maalesef hayırlar için tahsis edilebilecek fedakârlık ve imkânlar, bazen bir “zevküsefacının” sofrasına meze de olabilmektedir. Bir hedon – adanmış ilişkisi başlayınca büyük ihtimal ömür boyu sürer ve sevap ve iyilikler menşei, bir absürt tek taraflı suiniyet - suistimal oyununa dönüşür. Bir insan ya da bir aile, birilerinin zevk ve keyfi için makul bir sebep olmaksızın, kendine ait varlıklarını başkalarının hizmetine sunabilir ve bu eğilim bir alışkanlık haline dönüşebilir. İşte bu tür ilişkiler “hedonist – adanmış paradoksudur”. Üzerinde pek konuşulmayan bu tuhaf ilişki türünün sağlıklı analizinin yapılması, birçok aile ve iş ilişkilerinde çıbanbaşı olan çözümsüzlüklere çare olabilecek önemli bir çalışma konusudur.

 

İşletmelerde Hedon Ve Adanmış İlişkileri:

 

İşletme kaynakları doğrudan hedonistlere tahsis edilebileceği gibi, adanmışların varlıkları, şirket ilişkileri çerçevesinde çalışanların maddi ve manevi varlıkları şirket üzerinden veya doğrudan ilişkili kişilerle aktarılabilmektedir. Bu noktada, öncelikle paradoksun tespiti önemlidir; çünkü işletme çevresinde oluşturulan suni “hukuk” kapsamında yapılan her kaynak transferi sapkın olmayabilir: Asıl birileri keyif, zevk ve sefası için diğer insanları mağdur ediyor ve bunu düzenli faaliyeti haline getirmiş ve de bundan kimse şikâyetçi değilse, sorun gerçek bir soruna dönüşmektedir.

 

İş Hayatında Sık Karşılaşılan Hedon – Adanmış İlişkilerinin Varlığını Teşhisine Yarayan Tipik Örnekler:

 

  1. İşveren veya şirket üst kademesi pahalı giyimlidir, ofis havalıdır ama personelin SGK bildirimleri gerçek ücretin altında yapılır ki bu şekilde sağlanan parasal avantaj(?) marka giyimlere kaynak olur.

  2. Çalışanlardan önemli bir yüzde, ülke ortalamasına göre çok fazla süredir oradadır, bunların bir kısmı da aileden gelen varlıklarla hayatlarını idame ettirebilecek seviyededir.

  3. Şirketin çalışanlardan bazılarında gelirleri ile mütenasip olmayacak değerde, yazlık, tekne veya taşıt aracı mülkiyeti vardır ve bunlar ortak mülkiyetteymiş gibi kullanılır.

  4. Şirketin yıllardır gerçekleşemeyen büyük projeleri vardır ama bunu yapabilecek insan ve mali kaynakları hiçbir zaman yoktur.

  5. Şirket çalışanları şirketine veya yöneticilere şahsi borç vermiştir; borç alanların yaşam standardı değil, verenlerin düşmüştür.

  6. Şirket ve yöneticilerin kredi limitleri müsait iken, çalışanların üzerinden bireysel krediler kullandırtmak suretiyle kaynak kullanımları yapılmakta, taksitler işletmece ödenmektedir.

  7. İşletmede belli bir grup gelirlerini zorlayarak sık sık uzun ve uzak tatiller yapmalarına rağmen, ücret zamları, vergi ödemeleri ihmal edilmektedir.

  8. Yönetici ve ortaklar ile bunların çevresindeki kişilerin özel işleri şirket çalışanlarının görev tanımları arasındadır. Mesela yöneticinin sınıf arkadaşı sırf evden çıkarak yorulmasın diye şirket çalışanlarından gönüllü biri, “meşhur badem ezmesi” satın almak için birçok kilometre yol yapar ve o şahsın evine kadar götürebilir. 

  9. Beyaz ve Mavi Yaka çalışanların adanmışlar dâhil tümünde “kendilerine negatif ayrımcılık” yapıldığına dair ön yargı vardır. Terfi, zam, atanma, sosyal haklar gibi promosyonların gayri adil olduğu konusu üzerinde tam mutabakat sağlanan yegâne konudur.

  10. Dışarıdan bakıldığında hedon işletmelerinin tuhaf ve güvenilmez bir intibaı vardır; sınıf atlaması ve KOBİ üzeri boyuta geçmesi sırf bu sebeple mümkün değildir. 

 

Yukarıdaki örneklerin daha ilginçleri o kadar çoktur ki, sıkılmazsanız saatlerce benzer hikâyeleri dinleyebilirsiniz. Bu hedon – adanmış ilişkisinin, adanan tarafın hayatı ıskalamasının yanında sorunların ailesine ve yakın çevresine de sirayet etmesinin getireceği sorunlardır. İşletmelerin temel dengelerinin hedon – adanmış ritüelleri sonucunda bozulması kaçınılmazdır. Bu denge kaybının şirketin verimliğine olumsuz etki yapmasına ilave olarak birçok şirket ilgilisinin mali ve manevi açıdan mağdur edilmesinin getirdiği toplumsal sorunlar olacaktır. Peki, işletmeler bazı insanların fıtratında mevcut “kendi keyfi için başkasına eziyet etme” eğilimlerinin zararlarından nasıl korunabilir? Elbette ki iş ve görev tanımları, prosedürler, etik kurallar, psikoteknik testler, denetim, danışmanlık vb kavramları işletmenin yapısına yerleştirmek bir çaredir. Ama ya bunlar yapılamıyorsa veya şirketin ortaklık yapısı nedeniyle zaten şirket kültürü hedonist olmuş ise? Bu tür olumsuzlukların çaresi vardır ve çare Geyşa’dır.

 

GEYŞALIK:

 

Beş asır önce oluşan, Japon Kültürüne has hizmet sanatı mesleğine Geyşalık denmektedir. Japon erkeklerine “zevklerinin karşılanması” kapsamında yardımcı olan Geyşalar, önyargıların aksine sadece cinsel temelli davranışlarla değil, daha ziyade “şarkı, dans, sohbet ve güzel sanatlar” alanlarında kendilerini eğitmiş ve geliştirmiş profesyonellerdir. Aslında bir hedonistin gerçek yoldaşı olması gereken kişiler Geyşalardır ve “hedon – adanmış” ilişkilerinden çok daha ahlaki ve akıllıca bir seçenektir.

 

Bazı işletmelerin içinde kendilerini farklı konumlandırmış, bunu hak ettiğine inanan ve hatta bu ayrıcalığının haklılığı hususunda başkalarını da ikna etmiş paydaş ve çalışanlar vardır. Böyle tiplerin talep ettiği ayrıcalıkların arasında hedonist türler de olabilmektedir. Bu tarz sakıncalı eğilimleri şirket içinden “adanmışları” kullanılmasına göz yumarak kabullenmek yerine “outsource” etmek çok daha doğru bir yöntemdir. Artık ülkemizde de hedonist zevklere cevap verebilecek “kurumsallaşmış” yapılar mevcuttur.   

 

Şerif Elender

Performans Danışmanı ve Eğitmeni

15 Mayıs 2018

Her hakkı mahfuzdur. İzinsiz hiç bir şekilde kopyalanamaz ve yazarın ismi zikredilmeden alıntılanamaz.

İstanbul, Türkiye        +90 216 709 38 89         performans@strata.com.tr

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

22 yıl | 560 kuruluş | 111,000 profesyonel