CFO

CFO nedir?

 

İngilizce üç kelimenin baş harflerinden oluşan bir pozisyon kısaltmasıdır, hatta ismi olmuştur. CEO, CTO, CIO vs gibi ikinci harfi değiştirerek birçok afili yönetici tanımı yapılmaktadır. Okunuşu ise” siefo” dur ve vurgu “f” de olursa daha havalı söylenmiş olur. Bu pozisyonun tam isminin aynen Türkçe’ye çevrilmiş halinden pek bir anlam çıkmamaktadır. Esasen bizdeki en doğru ve çok kullanılan karşılığı “Mali İşler Müdürü” olmalıdır. Müdür yerine “direktör” , “koordinatör”, “GMY” da diyebilirsiniz, daha şık durur.

 

Bizde para işlerine bakan bölüm çoklukla muhasebe üst başlığı ile tanımlanır. Finansal işlemler de buraya bağlıdır. İngiliz sisteminde ise üstte “Finans” vardır, muhasebe, vergi, bütçe, denetim vb CFO’ya bağlıdır.

 

Ülkemizde muhasebe işleri, biraz da "devlet zoru" ile yerine getirilir. Vergi hakkı nedeni ile işletmeye müdahil imkanı ve hakkı olan “Kamu İdaresi”, defter tutma mecburiyetini" kaldırsa şirketlerimizin büyük çoğunluğu TDHP kullanmayı ve hatta “bilanço” esaslı muhasebe yapmayı bırakır. İkame olarak, “sol cepte müşteri çekleri, sağ cepte şirket kasası, iç cepte borç ve alacak listesi” ile finansı, “bakkal hesabı” ile de kar-zarar cetvelini çıkartma suretiyle "muhasebeyi halletme" yoluna gider. Zaten “paralel” muhasebe, (bazı) patron şirketlerinde bu yöntemle yapılmaya devam etmekte ve son derecede kullanışlı(!) olduğu söylenmektedir.  

 

Anglosakson organizasyon modelinde CFO’ya 'hazine, muhasebe, denetim, risk kontrol, bütçe, tahsilat ve yatırımcı ilişkileri' bağlıdır. Bu modelde, bizim anladığımız Mali İşler, yönetim muhasebesi, finansal muhasebe ve vergi mevzuatı iş çeşitlerinin sorumluklarını bir araya getirip bu fonksiyonlar “muhasebe şefliği” çerçevesinde yürütülmektedir. Hazine denilen iş ise şirketin "likit varlıkları ile nakit hareketleri" yönetimini kapsamaktadır. Sektör ve şirket yapılanması ve hatta mevcut yöneticiye göre CFO görev tanımına strateji, performans denetimi, kurumsallık gibi "ince" konular da dahil edilebilmektedir.

 

Türkiye Uygulaması Nasıldır?

 

Türkiye uygulamasında ise 'büyüklerden biraz küçük şirketler' ile aile-patron işletmelerinde “Mali İşler”den asıl beklenen formel görev ve sorumlulukların başında; işletmeyi “vergi-sigorta” dertlerinden uzak tutması; kazara bir ceza-meza olursa bu badireden ucuz bedelle kurtarmasıdır. İkinci önemli beklenti, borç- alacak takibinin düzgün, tahsilatın zamanında yapılmasıdır. Bu tür işlerden sonra ise CFO’nun “banka – faktoring – leasing” üçgeninde evvela yüksek limit ve sonra da ucuz maliyet bulması gerekmektedir. Finans kuruluşları ilişkilerinden sonra hatta bazen bu görevden önce; son 10 yılda KOBİ ebadı şirketler için önemli bir finansal fırsat haline gelmiş olan “hibe, destek ve diğer sübvanseleri” takip etmek ve sonuçlandırmaktır. Bu 4 işlemi doğru yapan CFO, patron nezdinde başarılı olarak kabul edilir. Düzgün bir muhasebe sistemi, stok takibi, personel yönetimi, maliyet ve yönetim muhasebesi, uluslar arası finans, dış ticaret ödeme teknikleri, risk yönetimi, bütçeleme, trend analizi, EBITDA vs CFO’nun başını göğe erdirmez, çünkü bu başlıkların performans değerleme açısından pek bir anlamı ve karşılığı yoktur.

  

Çok ortaklı işletmelerde -eğer akrabalık bağı yok ise- finans işini şerikten biri, aile şirketi ise kardeşler veya evladın hesabı kuvvetli olanı icra etmektedir. Böylece “yolsuzluk ve hırsızlığa” karşı son derece korunmasız olan likit varlıklar “trust hukuku” dahilinde sağlama alınmaktadır. Nakit hareketli işlemlerin “sağlam kazığa” bu şekilde bağlanması elbette iyidir; lakin ya hırsız içeride ise?

 

Diğer yandan beceriksizlik maliyeti acaba suistimal riskinden daha mı düşüktür? Bu iki soru “performans ölçümlemek” için bir başlangıç noktası değildir ama, işletmelerimizin "müzmin sorunlarının istikrarını" takip eden her uzmanı umutsuzluğa “gark “ edecek kadar çözümsüz görünmektedir. Esasen araştırmacı ve analizciler için bu muğlak konu, defansın arkasındaki "geniş boş alan" gibi müsait görünmektedir. İşte “profesyonel CFO” bu cevapsız sorulara ihtiyaç duyulmasın diye vardır. Vardır ama ülkemize has bazı davranış biçimi ve durumlar pek kağıda dökülmese de şirketlerimizi çökertmeye devam etmektedir.

 

Hiçbiri Uydurma veya "Patron Fantezisi" Olmayan Bize Özgü İnformel CFO İş ve Görev Tanımlarından Bazıları:

 

  1. Patron ve Yönetim Kurulu Üyelerinin eş ve çocukları ile varsa diğer yakınlarının kredi kartı harcamalarını takip ederek şirket ödeme listesinin en tepesindeki ebedî yerini temin ve kontrol etmek. 

  2. Patron çocuklarının okul, gezi vs işlemlerini söylenmeden öğrenmek ve şirket nakit sıkıntısında olsa bile bunların ödemelerini derhal yapmak. 

  3. Patron ve YK üyeleri ile arkadaşlarının para, vergi ve yasal sorunlarına yardımcı olmak. 

  4. 'Patronun kız arkadaşının erkek kardeşinin' düzenli olarak ayakkabılarını boyacıya götürüp boyattırmak ve hatta şahıs askere gittiğinde bu hizmete askeri alanda dahi devam etmek. 

  5. Patrona ucuz kazak almak, beğenilmeyince ürünü personele satmak. 

  6. Tepedeki şahsın yakınının otomobilini yıkamak ve yıkattırmak. 

  7. Patron ve yakınlarının gayrimenkullerini kiraya vermek, kira tahsil etmek, mülklerin bakım ve onarımını yapmak. 

  8. "Özel" durumlarda yukarıdaki zatın özel şoförü olmak ve erketeye yatmak. 

  9. Patronun sisteme sokmadığı varlığını yönetmek, gerekirse mutemetliğini yapmak ve nemalandırmak. 

  10. Yakın olunan ortağın menfaati için diğer pay sahiplerinden bilgi saklamak ve üçüncü tarafları manipüle etmek. 

  11. Şirket kaynaklarını bir ortak menfaati için, diğer hak sahipleri aleyhine kullandırmak. 

  12. Piyasadan "tüyo" temin etmek ve spekülatör patronuna gani para kazandırmak.

 

Yukarıda bulunan 12 "acıklı" durumu 10 düzineye çıkarmak mümkündür. Elbette ülkemizde tam anlamı ile kurumsallaşmış 15 bin civarı işletmemizin bu yazının konusu dışında olduğu yazmaya gerek yoktur. Lakin maalesef her ücretlinin benzer hikayeleri mutlaka vardır. Bilindiği gibi iki türlü görev tanımı vardır: Formel ve İnformel. 12 maddelik informel iş ve görev tanımı örnekleri, yazının başında bahsedilenler ise formel olanlardır. İşveren – işçi ilişkisinde rıza varsa elbette informel görevler de olağan ve ahlakidir. Soru ve sorun şudur: eğer bir CFO informel işleri yapmayı reddeder veya beceremez ise işini kaybeder mi? Bu sorunun cevabı muhtemelen ve çoğunlukla “evet”tir. Peki formel görev tanımındaki işleri yetersiz ve kısmen yapabilen bir CFO hemen kovulur mu? Hayır..

 

Temel sorun şudur ki: İnsan fıtratı, verilen iki işten sadece birini yapması durumunda dahi işini muhafaza edecekse “kolay olanı” tercih etmeye meyillidir. Yani yönetici şahıs, patronun özel işlerini yaparak aynı ücreti alacak ise öncelikle bunları yapar; “bütçe, planlama, fon yönetimi, denetleme” gibi birincil görevlerini rahatlıkla ihmal edebilir, nasılsa işini ve maaşını koruma altına almıştır.

 

Özetle, müdürüne görev dışı işler yaptıran patronun “yahu günlük işler neden aksıyor, müdürlerim hepsi mi beceriksiz?” diye sorma hakkı yoktur, çünkü bu durumun müsebbibi bizzat kendisidir.

 

 

Şerif Elender

Performans Danışmanı ve Eğitmeni

29 Kasım 2016

 

Her hakkı mahfuzdur. İzinsiz hiç bir şekilde kopyalanamaz ve yazarın ismi zikredilmeden alıntılanamaz.

İstanbul, Türkiye        +90 216 709 38 89         performans@strata.com.tr

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

22 yıl | 560 kuruluş | 111,000 profesyonel