FİNANSAL ANALİZ

Mali Tablolar Analizi

 

Mali Tahlil finans terminolojisinde müstesna yere sahip olan deyimlerin başında gelir. Tahlil sözcüğünün özdeşi “çözümleme” kelimesidir. "Mali" kelimesi parasal anlamda kullanılmakla birlikte günümüzde daha ziyade finansman terimiyle ifade edilmektedir.

 

Mali Tahlil konusunu temel finans eğitimi olmayan okuyuculara daha doğru ve kolay izah edebilmek için öncelikle Muhasebe Disiplini’nin temel ilke, tanım ve varsayımlarını kısaca anlatmak gereklidir.Muhasebenin görevi işletmelerin parayla ölçülebilen işlemlerini kaydetmek, sınıflandırmak ve raporlamaktır. Rapor esasta iki tanedir: Bilanço ve Gelir Tablosu.

 

Gelir Tablosu

 

Gelir Tablosu, belirli bir dönemde bir işletmenin faaliyet sonuçlarını izah gayesiyle, gelir ve giderlerini belirli bir düzende alt alta yazmak sureti ile kâr rakamına nasıl ulaşıldığını gösteren bir tablodur. Gelir tablosu hazırlamak için ilkin faaliyete konu satışlar toplamından, satış iade ve indirimleri tenzil edilerek net satışları bulmak gerekir. Bulunan net satış rakamından “satılan mal/mamul/hizmet maliyeti” düşülür, kalan rakam brüt kârdır; alış satış farkının geliştirilmiş hesaplama şeklidir. Brüt kardan (varsa) araştırma – geliştirme giderleri ile satış - pazarlama ve genel yönetim giderlerinden oluşan “faaliyet giderleri” düşülür ve böylece faaliyet kârına ulaşılır. Faaliyet kârı olan rakamdan "faaliyet dışı – olağanüstü giderler" düşülür ve de "faaliyet dışı – olağanüstü gelirler" ilave edilirse "faiz ve vergiden önceki kâra" (FVÖK)ulaşırız ki bunun şimdilerde popüler adı EBIT’tir.(FVÖK rakamına, nakit çıkışı gerektirmeyen -amortisman gibi- giderler eklenirse günümüzün diğer revaçta verisi olan EBITDA bulunur, lakin bu terim bir Gelir Tablosu unsuru değildir.) FVÖK’dan finansman ('oluşmuş kur farkı zararları' ile 'tahakkuk eden faiz') düşüldüğünde vergiden önceki kâra (VÖK) erişilir. Son olarak (varsa) "vergi karşılıkları" düşülür ve net kâr rakamına ulaşılmış olur.

 

Bilanço

 

Yeni ismiyle “Finansal Durum Tablosu” yani Bilanço, işletmenin bir zaman kesitinde sahip oldukları (varlıklar) ile bu varlıkların fonlama kaynaklarının (yükümlülükler) özet listesini belli bir sistematikle gösteren tablodur. Bilanço iki bölümden oluşur, sol(veya üst) tarafta varlıklar (aktif) hesaplar vardır. Bu hesap grupları en likitten en az likit olana doğru sıralanır, ama bu arada kendi içinde bir yıldan kısa sürede hareket görecek olanlar ayrı gruplanır ve bunlara dönen (cari) varlıklar denir. Dönen varlıklar, “kasa, banka, günlük çekler gibi likitler”, “ticari alacaklar ve senetler”, “ortaklardan alacaklar”, “mal stokları” ve diğer haklardan oluşur. Aktif tarafın ikinci bölümü "Duran Varlıklar"dır ve işletmenin elinde bir yıldan süre durması beklenen aktif hesaplardan oluşur. "Uzun Vadeli Ticari Alacaklar", "Ortaklardan Uzun Vadeli Alacaklar", "Mali Hak ve Ortaklıklar", "Maddi Duran Varlıklar - bina, arsa, makine, taşıt, demirbaş vb-", "Maddi Olmayan Duran Varlıklar" ve "diğer uzun vadeli varlıklar"dır. Dönen Varlıklar ve Duran Varlıklar toplamlarına Aktif Toplamı denir.

 

Bilançonun sağ(alt) tarafında ise işletmenin ortaklarına ve üçüncü taraflara olan yükümlülüklerini gösteren” kısa - uzun vadeli yabancı kaynaklar” ile ”öz kaynaklar” vardır. Yabancı kaynaklar “Mali Borçlar”, “Ticari Borçlar ve Borç Senetleri”, “Ortaklara Borçlar”, “Vergi - SGK Borçları” ile diğer borç tahakkuklarıdır. Kısa (cari) – uzun vadeli ayrımında ölçü alınan kıstas, vadenin bir yıldan az ya da uzun olmasıdır. 

Öz kaynaklar ise hissedarların şirkete koydukları para ile almayıp bıraktıkları (dağıtılmayan kar) ve sermaye yedeklerinin toplamlarından oluşur. Yabancı ve Öz Kaynaklar toplamlarına Pasif Toplamı denir.

 

Bilançonun aktif tarafı toplamı ile pasif tarafı toplamları her daim eşittir, buna “bilanço denkliği” denir. Diğer bir deyişle işletmeye ne kadar kaynak bulunabilmiş ise o kadar varlık edinilmiştir.

 

Muhasebe Mantığı ve Sistemi Nasıl Çalışır?

 

Muhasebe’nin anayasası olarak kabul edilen genel kabul görmüş “temel ilkeleri” vardır ve muhasebe uygulama standartları için bu kurallar esastır. 12 adet olan temel muhasebe ilkeleri, sahiplik, zaman ölçütleri, hesaplama yöntemleri, ahlaki sorumlulukları ve muhasebe disiplininin felsefesini belirler.

 

16. asırdan beri muhasebe yapma metodolojisi aynıdır, yerine yeni bir icat çıkarılmamış, sadece geliştirilmiştir. Muhasebe uygulamasında Çift Taraflı Kayıt yöntemi kullanılır: “Her muhasebesel işlem en az iki farklı hesaba kaydedilir ve hesapların bir tarafına yapılan kayıtların parasal toplamı ile diğer taraflara yapılanların toplamı biri birine eşittir.” Hesap, aynı nitelikli işlemlerin sınıflandırma işlevi için iki taraflı çizelge – defterdir ve her daim hesapta azalışa neden olan işlemler bir tarafa, arttıranlar diğer tarafa yazılır. Hesapların soluna borç, sağına alacak tarafı denir ve hangi hesabın hangi durumda hangi tarafına kaydedileceğinin basit bir mantığı(ezberi) vardır. Bir hesabın bakiyesi, borç ve alacak toplamlarının farkıdır. Basit bir örnek: müşterinin kesilen faturalarını hesabının soluna, ödemelerini sağına yazarsanız, hem toplam fatura tutarını ve ödemeleri ile o an için borcunu görebilirsiniz. Her hesabın tüm ülke için belirlenmiş hesap kodları vardır ve bu sıra ile tüm hesapların bakiyelerinin alt alta listelendiği tabloya mizan denir.

 

Analiz Yöntemleri

 

Finansal Analiz, bir işletmenin finansal sonuçlarını incelemek sureti ile yapılan sistematik bir çalışmadır. Bu uygulama, işletmelerin Mali Tabloları kullanılarak yapıldığından esasen yapılan iş “Mali Tablolar Analizi”dir.

 

Bir şirketin geçmişini üçüncü göz ile görüp – anlayıp, buradan hareketle de geleceği hakkında varsayımlarda ve tahminlerde bulunmak işi Şirket Analizinin tamamıdır. Şirket analizinin sonucunda kullanılan “sıfat kelimelerinin” dışında kalan her şey Finansal Analizdir. Finansal Analize başlamak için öncelikle “Dünya nereye gidiyor?”, sorusunun cevabını vermek (bilmek) gerekir. Ardından gelen şart, ülkemiz, sektör, bölge nereye gidiyor sorularının sözel ve sayısal verilerini, her soruyu cevaplayacak kadar biliyor olmamızdır; çünkü hiçbir organizma nefes aldığı ortamından bağımsız bir bünyeye sahip olma yeteneğine haiz değildir.

 

Bu yazının asıl konusu sadece “Mali Tablolar Analizi”dir. Mali Tablo tanımından kasıt bilindiği gibi Bilanço ve Gelir Tablolarıdır. Doğruya en yakın olan analiz sonuçlarını elde edebilmek için, evvela işletmenin muhasebe sistemini kullanabilme imkanı, bu yoksa detay mizanlara sahip olmanın yanında, mümkün olduğu kadar çok geçmiş dönemlere ait veriler de hazır olmalıdır. Eğer standart bir inceleme yapılıyorsa her bir “bilanço - gelir tablosu hesabı rakamını” bir diğerine bölmek suretiyle artık sayıları 80 adete ulaşmış oranları (rasyolar) bulmak yoluna gidilebilir. Bu rakamları hem sektör ortalamaları hem de önceki dönemler veya bütçe rakamları ile mukayese ederek anlamlı bir değerleme yapmak mümkün olabilir. Bu yöntem aynı zamanda Yönetim Muhasebesi çalışmalarında kullanılabilir. Diğer yandan günümüzde kullanılan muhasebe yazılımları, mali rasyoları hesaplayıp raporlayabilmektedir. Dahası, çoğu işletme bu tür çalışmaları bizzat yapmakta ve kısa analizler üretmektedir.

Tabloları Analize Hazırlama

 

Amacına gerektiği gibi hizmet edebilen bir Mali Tablo Analizi yapabilmek için önce amacın ne olduğunu bilmek elzemdir. Çünkü, ortaklar, bankalar, tedarikçiler, çalışanlar, vergi idaresi vs her bir çıkar grubunun işletmelerin finansal durumlarına ilişkin bilgi öncelikleri ve hatta sonuçlarına yaklaşımları farklı olmaktadır.

 

İşletmelerin -özellikle bağımsız denetimden geçememiş- mali tabloları, analiz için hazır durumda olmayabilir. Mali Tablolarda üzerinde odaklanılması gereken birinci nokta, öncelikle rakamların gerçekleri tam olarak ifade ettiklerinden ve UFRS’ye uygunluğundan, sonrasında doğru rakamların analiz için olmaları gereken doğru yerlerde bulunduklarından emin olunmasıdır. Bu cümleden özetle maddeler halinde şunlar demek istenilmektedir:

 

  1. Mali Tablolardaki rakamlar gerçekleri yansıtmayabilir. Mesela Gelir Tablosundaki tutar kadar satış olmayabilir veya aslında daha fazladır, aktifte görülen ticari alacakların bir kısmı “sizlere ömür”dür, krediler tutarı dahi doğru değildir, borç senetleri esasında (çekler) lehtara verilmemiştir vb… Her hesapta hata ve hile olabilir, hatta bunların bir kısmından yöneticilerin bile haberi olmayabilir. 

  2. Bazen bazı hesaplarda ayarlama yapmak gerekebilir. Ülkemizde yeniden değerleme hususunda kısıtlayıcı veya engelleyici kurallar vardır. Mesela, işletmeye ait gayrimenkulün defter değeri ile ekspertiz (rayiç) değeri arasında 10 kattan fazla fark olabilir, bu keyfiyetin muhasebeleştirmesinde olan fiili zorluklar nedeni ile bilanço gerçekleri yansıtmayabilir. 

  3. Bazı hesapları silmek veya yerlerini değiştirmek gerekebilir. Mesela hiçbir firma kasasında 10 milyon lira nakit bulundurmaz, defterde yazılıdır ama fiiliyatta yoktur. Kasadaki fahiş rakamlar silinmelidir. Bir diğeri, ortaklar şirketten borç almış görünmektedir ve yıllardır bu rakam artarak gelmektedir. Bu tutar ya gizlenmiş zarardır ya da el altından kar dağıtımıdır ve bu rakam da bilançodan silinmelidir, vb. Bu rakamları silince ve bazen arttırınca bilanço denkliği bozulmaz mı? Evet, bozulur, denkleştirmek için kullanılacak ana hesap öz kaynaklardır, hem de bu yolla işletmenin gerçek sermayesi hesaplanmış olur. 

  4. Her şey gerçektir ama yerleri vadesine uygun değildir. Mesela artık kısa vadeli banka borcu haline gelmiş taksitli kredi ödemeleri hâlâ uzun vadeli yabancı kaynaklar arasındadır…

 

Her büyüklükte ve kurumsallaşma aşamasında olan bilumum şirketin mali tablolarının az ya da çok düzeltilmeye ihtiyacı olan yerler vardır ve sadece profesyoneller bu işi hakkıyla yapabilirler.

 

Trend Analizleri

 

Mali Tablo Analizi öncesi ve birlikte yapılması gereken diğer bir çözümleme yöntemi “Yatay, Dikey ve Trend Analizleri” ismiyle tanımlanan tahlillerdir. Esasen yatay ve dikey analizlerde mali tablolar analiz edilmekle birlikte, görülmek istenen yapı sayısal trendlerdir.

 

Dikey Analizde her dönem için bilançoda toplamı ve gelir tablosunda satışlar 100 kabul edilir ve ana ve alt hesapların 100’deki payı oransal olarak hesaplanır. Bu şekilde her dönem için bilanço ve gelir tablolarındaki iç büyüklük değişimleri bulunur; böylece hesaplanan oransal sayılar hem önceki yıllarla hem de sektördeki benzerleri ile etkili bir yolla kıyaslanabilir.

 

Yatay Analizde ise her bilanço ve gelir tablosu ana ve alt hesapları ilk veri yılı 100 kabul edilerek sonraki dönemlerin rakamlarının 100’e göre ne olduğu hesaplanır. Böylece işletmenin büyüme eğilim ve yapısal özellikleri belirlenmiş olur. Bu yöntemde çok uzun yılları kapsayan analizlerde enflasyonist ortamda ciddi yanılmaların olması riskini akılda tutmakta yarar vardır. Bu nedenle enflasyondan arındırılmış rakamları kullanmak daha uygundur.

 

Yatay ve dikey analizle çıkan sonuç rakamlarının bir diğeri ile de mukayeseleri yapılmak sureti ile işletmenin mali durumu hakkında varyasyon yapılabilir, hatta Yönetim Muhasebesi alanından en çok spekülasyon üretme yeri burasıdır. Bu yeni alana trend analizi denir. Mali Tablolar Analizi başlığından genellikle oran analizi anlaşılmaktadır, ancak aslında işin uzmanları önce trend analizi uygulaması yapar, sonra oran analizi çalışmasına geçerler.

 

Oran Analizleri

 

Oran Analizi uygulamalarında finansal tablolardaki bir hesap veya hesap grubunun diğer bir hesap veya ana hesaplara bölünmesi ile bulunan sayılar hesaplanır ve kullanılır. Literatürde sayıları günden güne artan miktarda oranlar vardır, bu konuda önemli olan detay bilgiden ziyade ihtiyacı karşılayan oran çeşitlerini hazırlayıp kullanmaktır. Oran analizleri 5 grupta tasnif edilir.

 

1.    Likidite Oranları:

 

3 adet üyesi olan bu “gözde” grup, işletmenin ödeme servisini yapabilme kabiliyetini gösterir. Ancak hem başkalarının hazırladığı az güvenilir rakamlar hem de bazen özel şartlarda çalışmaması nedeni ile rakamlar her zaman doğru yolu göstermeyebilir.

 

  1. Cari Oran: "Dönen Varlıkların", "Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklara" bölünmesi ile bulunur; eskiden “dönen” ve “kısa vadeye” cari denildiği için adı böyledir. Kreditör ve satıcılar açısından yükseği, ortaklar açısından ise düşüğü makbuldür. 

  2. Asit Test Oranı: İsmi kuyumcuların altının saflık derecesini ölçtüğü asitten gelir. Varsayımı: Dönen varlıkların içindeki likit varlıkların ve alacakların hazır ve vadesinde nakde döneceği, ama stokların ne zaman satılacağı bilinemeyeceği "şüphesidir". Bu nedenle "Hazır Değerler" ile "Alacaklar" toplamının "Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklara" bölünmesi ile bulunur. 

  3. Likit Oran: İşletmenin sadece kasa, banka, günlük çek, bono – tahvil gibi çok likit varlıklarının "Kısa Vadeli Yabancı Kaynaklara" bölünmesi ile bulunur. En kötü durum senaryosudur.

 

2.    Devir Oranları

 

Hareketli aktif ve pasif hesapların belli bir sürede kaç kere çevrildiğini gösterir, asıl gayesi ise bir muhasebesel olgunun zaman ölçümlemesini yapmaktır.

 

  1. Alacak Devir Hızı: "Kredili Satışların", "Ticari Alacaklar" bakiyesine bölünmesi ile bulunur (ADH). Satışlar rakamının alındığı Gelir Tablosunun tarih aralığındaki gün sayısı ADH’ye bölündüğünde bulunan rakam, işletmenin ortalama tahsil süresini verir. Yani İşletmenin müşterilerinin, fatura tarihinden itibaren kaç gün sonra ödeme yaptıklarını görürüz; ama vadeli çeklerin muhasebeleştirme metodu yanlış sonuç alınmasına neden olabileceği hususuna dikkat edilmelidir.

  2. Stok Devir Hızı: “Satılan Ticari –Mamul Mal” toplam tutarının ortalama stoka [(DBS + DSS)/2] bölünmesi ile bulunur(STH). Stokların belli bir dönemde (yılda, üç ayda… ) kaç kere döndürüldüğünü ifade eder. Gelir Tablosunun kapsadığı gün sayısı "Stok Devir Hızına" bölündüğünde bulunan rakam, malın stokta ortalama kaç gün kaldığını gösterir. 

  3. Borç Devir Hızı: İşletmenin "Ticari Borçlarının" belli bir dönemde çevrilme sayısını gösterir. Dönem içi “ticari satın almaların” “ticari borçlara” oranıdır. Kaç günlük satın alma verisi kullanıldı ise o sayının BDH’na bölünmesiyle piyasadan ne kadar vade aldığımızı buluruz. 

  4. Yukarıda üç temel işlevsel devir hızlarının yanında, üçü bir arada olan "Etkinlik Oranı", "Satışlar ile Dönen Varlıklar", "Maddi Duran Varlıklar ve Aktif Toplamı" ilişkisini gösteren oranlar da vardır. Bunların yanında net çalışma sermayesi (NÇS)devir hızı bu grubun önemli diğer rasyosudur. “Dönen Varlıklardan” “Kısa Vadeli Yabancı Kaynakların” çıkarılması ile bulunan NÇS’nin Net Satışlara oranını gösterir. Ne kadar yüksekse o kadar iyidir.

 

3.    Karlılık Oranları

 

İşletmenin Gelir Tablosundaki verilerini esas alan ve kullanan analizlere dayalı yöntemdir. İlk grupta sadece Gelir Tablosu, ikinci türde ise hem Gelir Tablosu hem de Bilanço rakamları kullanılır.

 

  1. Brüt Kar Marjı: "Brüt Kârın" "Net Satışlara" bölünmesi ile bulunur. Bu rakam 1’den çıkarılırsa bulunan rakam "Satılan Mal Maliyeti / Net Satışlar" oranını verir. 

  2. Net Kar Marjı:” Vergiden Önceki Net Kâr” rakamının “Net Satışlara” bölünmesi ile bulunan rakamdır. Elbette ne kadar yüksek olursa o kadar iyidir. 

  3. Faiz Karşılama Oranı: “Faiz ve Vergiden Önceki Kâr” rakamının “Finansman Giderlerine” bölünmesi ile bulunur. Bu rakam işletmenin ödediği faizin kaç katını kazandığını gösterir ve 1’den küçükse zarar etmiş demektir. Kambiyo giderlerinden henüz nakit çıkışı gerçekleşmeyen aleyhte kur farkı tutarın finansman giderlerinden ayrı tutulması gerektiği akılda bulundurulmalıdır. Aynı kural kambiyo karları için de geçerlidir. 

  4. Net Kar/ Finansman Gideri: Yukarıdaki oranın bir benzeridir ve el taşı ile el kuşu vurma gücünü gösterir. Ayrıca “Net Kârın”, “Öz Kaynaklar” veya “Aktif” toplamına bölünmesi ile bulunan rakamlar vardır ve bunlar önemlidir. “Net Kar/ Öz Kaynaklar” oranı sermaye karlılığını verir, ortaklar açısından en kritik rakamdır. ”Net Kar / Toplam Aktif” (veya pasif) ise işletmeye tahsis edilmiş olan tüm kaynakların verimliğini ifade eder.

 

4.     Büyüme Oranları:

 

Bu rasyolar işletmenin bir önceki döneme göre Gelir Tablosu ve Bilanço ana hesaplarının değişimlerini gösterir. Bu hesaplamalar sadece sayısal büyüme ve değişimler için değil, aynı zamanda bulunan bazı oranlar için dahi yapılır. Satışlardaki değişim, aktif büyüklüğü değişimi veya cari oran değişimleri gibi. Aslında “Büyüme Oranları” faslı -yapıldı ise-“Trend Analizi” kapsamında daha kapsamlı bir şekilde ortaya konulmaktadır. 

 

5.    Finansal Yapı Oranları:

 

Finansal Yapı Oranları firmanın parayı bulma yöntemini ve yordamını gösteren rakamlardır. İşletmenin kaynak yapısı ve türevlerinin yapılarını ifade eder.

 

  1. Kaldıraç Oranı: “Yabancı Kaynak / Toplam Aktif” (pasif) bölümü ile bulunur. Yani toplam işletme imkanının (varlıklarının) ne kadarının ortaklar dışından temin edildiğini gösterir. Ortaklar bakışına göre 1’e yakın, kreditörlere göre ise 0’a yanaşık olması iyidir. Bu rakamı 1’den çıkardığımızda "Öz Kaynak /Toplam Varlık" oranının buluruz. 

  2. Öz Kaynak – Yabancı Kaynak Oranı: Adı üstünde; eğer rakam 1 ise ne kadar öz kaynak o kadar borç demektir. 

  3. Kısa Vadeli Yabancı Kaynak – Toplam Pasif ve "KVYK – Toplam Yabancı Kaynak Oranlar"ı ise borçların vadesine göre bilanço büyüklüğü ile tüm yabancı kaynaklara olan mukayesesidir. 

  4. Mali Borçlar (MB) – Toplam Borçlar ve "MB / Aktif Toplamı" da bilanço iç orantı hesaplamalıdır. 

  5. Duran Varlık – Öz Kaynak oranı: Finans terminolojisinin temel jargonu olan “kısa vadeli ihtiyaçlar kısa vadeli kaynaklardan, uzun vadeli yatırımlar ise uzun vadeli fonlardan temin edilmelidir” cümlesinin cevabının doğrulamasıdır. En uzun vadeli kaynak olan öz kaynak ile sabit yatırımların oranını gösterir. Bankaların önem verdiği bir rasyodur.

 

20 yıl kadar önce eğitim teklifi verdiğimiz dünyanın en büyük bilgisayar firması, şirketimizden “son üç yılına ait mali tablolarını” istemişti. Müşterinin hiçbir parasal riski olmadığını düşündüğümüz bu küçük çaplı sözleşmeden kaynaklı “tuhaf” talep detayı için firmaya telefon açtığımızda “tüm tedarikçilerden istenen rutin” cevabını almıştık. Günümüzde her işletme ticari risklerini minimize edebilmek için iş yaptığı tüm tarafların mali analizlerini yapmak istemektedir ve bu durum olağan hale gelmiştir.

 

Kamu ihalelerinde olduğu gibi "yurt dışı sözleşme" süreçlerinde de şirketlerden mali tabloları istenmektedir. Bu talep rutininin gayesi, işletmelerin geçmiş performanslarını görmenin yanında işletmenin taraflara getirebileceği mali riskleri tahmin etme çalışması gereğidir. Detaylı ve profesyonellerce hazırlanmış “Faaliyet Raporları”ına sahip olmayan işletmeler bazen bilerek, bazen farkında olmadan hatalı Mali Tablolar ve veriler kullanmaktadırlar ve "kendi ayaklarına sıkmaktadır". Böyle durumlarda yapılması gereken ilk eylem, karşı tarafın neyi hangi amaçla istediğini anlamaktır, elbette işi uzmanına havale etmeyi unutmadan...

 

İyi bir Mali Tahlil, işletmenin geçmişinin düzeltilmesine(?) fayda etmeyebilir ama geleceğinin iyileştirilmesine katkı için kesinlikle yararlıdır.

 

 

Şerif Elender

Performans Danışmanı ve Eğitmeni

27 Haziran 2017

 

Her hakkı mahfuzdur. İzinsiz hiç bir şekilde kopyalanamaz ve yazarın ismi zikredilmeden alıntılanamaz.

İstanbul, Türkiye        +90 216 709 38 89         performans@strata.com.tr

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

22 yıl | 560 kuruluş | 111,000 profesyonel