İYİLİK, KÖTÜLÜK MÜDÜR?

Bir fiilin iyilik sayılabilmesi için önce iyilik yapanın buna mecbur olmadığı halde eylemi gerçekleştirmiş olması; sonra iyilik yapılan insanın bu lütfe muhtaç olması şartı vardır.

 

Bir insan mecbur değilse neden başka biri lehine bir feragat lütfeder? Sadece insanlar değil, klan halinde yaşayan hayvanlar da benzer davranışlar gösterebilmektedir. Bu tespitten hareketle “iyilik” olgusunun sosyalleşme ile kuvvetli ilişkisi var demek mümkündür. Ancak diğer bir gözlem ise, gelişmiş toplumlarda iyilik, bireysel davranışın sınırları dışına, toplumun tümüne, diğer bir deyişle devlete yüklenmeye başlamıştır.

 

İyilik fiilinin kökenini iki farklı temel güdü ile açıklamak mümkündür: Birincisi “bugün sana, yarın bana” empatisinin uzantısı olan, gelecekteki olası kendi muhtaçlığı durumu için bugünden bedelini ödeme gayesi ile yapılmış erken rezervasyondur. İkinci ise sosyal barış içindir; zor durumda olan muhtacın olası istenmeyen davranışının peşinen engelleme çabasıdır.

 

Tek tanrılı dinlerde iyilik kavramı ve türevleri önem sıralamasında ilk iki arasındadır. Dinler terminolojinde iyilik ile iyi insan terimleri arasında kuvvetli bir bağ tanımlanmıştır. Dinlerin gayesi zaten toplumsal huzur ve barışın teminidir; yasak ve temennilerinin temel amacı inananların sulh içinde birlikte yaşamalarıdır. Uzakdoğu felsefelerinde ise iyi insan olmaya yüklenen anlam insanların kişilik özelliği kapsamında değil, diğerlerine yapılan iyilik seviyesi ölçütünde değerlendirilir.

İyilik fiilinin ikinci gerek şartı, iyilik yapılan insanın bahşedilen şeye ihtiyacının olmasıdır. Muhtaçlık hali esasen eşitsizliği işaret eder. Veren elde olan, alan elde yoktur. Bu durumda yardımı alan ile verenin sahip oldukları şeyler gerçekten hak ettikleri mi, yoksa bir sosyal gasp, bir ganimet midir? İyilik konusunun felsefesi kurulacak ise, asıl cevaplanması gereken soru, budur.

 

Geçen yüzyılın en önemli “ popüler felsefe kültlerinden” Del Carneige,  “iyi insan iyi vatandaş” sloganı çıkışı ile yüz milyonlarca takipçi edinmişti. Del Carneige’ye ait 20 civarı risalenin gayesi, insanların bireysel mutluluğu olmakla beraber, çıkış kaynağı “iyi insan ve iyi davranış” ikilisidir. Buradan da huzurlu ve güçlü bir toplum çıkması umuluyordu.

 

Nelerin iyilik olduğunun cevabı sosyal hayatımızın için ve içinde çok açıktır. Ama iş hayatında mevcut tanımlanmış iyilikler, içinde bol çelişki barındıran özellikler taşır. İşletme sorunları kapsamında sıkça karşılaşılan iyilik türlerinin aslında amacının tam zıddı neticeler verdiğini göstermesini “ironi” içinde tarif etmeye çalışalım.

 

  1. İşe zamanında gelmekte zorlanan çalışanı idare etmek suretiyle iyilik: Muhtemelen bu “rahat” personel bir süre sonra tamamen rahatlama imkanına evinde oturmak suretiyle kavuşacaktır ama önce zamanında işe gelen iş arkadaşlarının tacizlerine tahammül etmesi ona “aperatif” olarak sunulur. 

  2. İşi eksik yapana yardımcı olmak suretiyle iyilik: Çalışan işini eksik yapıyorsa ya iş yapmayı yeterince bilmiyordur ya da tembel – beceriksiz arası bir durumdadır. Yapılan bu iyilik sayesinde çalışanın kendini geliştirmesine mani olunmaktadır. 

  3. Sürekli nakit sıkıntısı olan çalışana borç – avans temin etmek suretiyle iyilik: Muhtemeldir ki bu çalışan gelirinden fazla harcıyordur ve yardım edildikçe bu davranışını sürdürecektir. Bulunabilecek borç miktarı sınırlı olduğu için er ya da geç duvara toslayacak, kim bilir nakit açığını kapatmak için yasa dışı yollara bile tevessül edecektir. 

  4. İşletme içi rekabette personelden birini desteklemek suretiyle iyilik: Her şeyden önce etik değildir ama bunu göz ardı etsek bile kariyer "sadece bir basamaktan" fazladır ve çalışan bir sonraki safhada da aynı desteği bulamayacağı için belki de tüm kariyerini yapılan bir iyilik (kötülük) yüzünden terk etmek zorunda kalacaktır. Şirketin iç denge ve verimlilik sorunları da desteklenen bu çalışanın üzerine ihale edilebilir, bu da ciddi bir olasılıktır ve sicilinin kara kısmı olarak kalacaktır. 

  5. Sırf iyilik olsun diye birini bir işe ortak etmek suretiyle iyilik: Çoğunlukla özel veya iş yaşamında “yakın arkadaşlar” arasında acemilik dönemlerinde karşılaşılan bir saplantıdır. Ortaklık beceri ve niyeti olmayan kişiye, nerede ise sevabına varlık ve kâr ortaklığı ve hatta yetki verilir. Doğaldır da ortağa yapması için iş bile verilir. Lakin arkadaş işe ve ortaklığa uygun mizaçta olmadığı için zamanla sorunlar çıkar; pişmanlık ve geri dönüş sürecinde iki taraf için zaman ve kaynak kaybı kaçınılmazdır. Daha beteri ise iyilik yapılan kişinin yarım kalmış kariyeri ve harcama alışkanlığının değişmesi nedeni ile mali durumunun bozulması olacaktır. 

  6. Yalan – yanlış referans vermek suretiyle iyilik yapma: Eğer amaç kötü elemandan ne olursa olsun kurtulmak değilse, talep edilen her referansa olumlu cevap vermek en kolay görünen iyiliklerin başında gelir. İyilik yapılan kişi belki bu sayede yeni bir işe yerleştirilme imkanı bulur ama bu kesinlikle uygun ve doğru bir iş olmayacaktır. Çünkü bir süre sonra kendini aldatılmış hisseden işveren veya temsilcisi için “zararın neresinden dönülse kârdır” günü mutlaka gelir ve bu esnada eski personeli “eksiklikleri ile kabul edip” eğiterek çalıştırabilecek başka bir iş kaçmış olur. 

  7. Erken ve haksız terfi ile suretiyle yapılan iyilik: Eleman yeni evlenmiştir, borcu vardır vs, “terfi ettirelim maaşı artsın” niyeti veya “bu benim sadık adamım olur” zihniyetiyle pozisyon değişikliği yapılması sık görülen yanlış tercihlerden biridir. Her şeyden önce “O” kişi sizin adamınız olmak istiyor mu? Olmazsa yollarınızı ne zaman ayırırsınız? Sorularının cevapları da biliniyor olmalıdır. Erken terfilerin çoğunlukla akıbeti hüsran olmaktadır, geriye tenzili rütbe kabul edilmediğinden iyilik “akamete” uğramaktadır. 

  8. Bir işletmeye iyi şartlarda mal vermek suretiyle yapılan iyilik: Diğer şirket tanıdık veya sempatiktir. Liste fiyatından veya ödeme kurallarınızdan ehvene ürünlerinizi verebilirsiniz. Bu tercih özel bir pazarlama taktiği değilse, açıkça kaynak transferidir ve örtülü transfer çerçevesinde vergisel sorunları da içinde taşır. Ama netice bu durum bir kaynak transferidir ve diğer işletmeye haksız kar ve/veya nakit ikram edilmiş olur. Böyle durumlarda iyiliğe mahzar olan işletme bir süreliğine piyasa rekabet kurallarının "dışındadır" ve "kaynak kullanım davranışlar"ı mutlaka zararlı bir yönde değişecektir. Söz konusu iyilik neticesinde işletme orta vadede bu “anomalinin” bedelini ödeyecektir. 

  9. Satın alma yapılırken sebepsiz yere belli bir firmayı tercih etme suretiyle iyilik: Bakınız 8. Madde. 

  10. Hatır çeki, anlamsız kefalet gibi finansal araçlar sureti ile iyilik yapma: Bu garip teminat modelleri nihayetinde mali sistemin riskli gördüğü bir işletmeye yeni limit tahsisi değil, başka düzgün işletmeden limit transferidir. Hak etmeyen bir öğrencinin sınav kağıdına, çalışkan bir öğrencinin doğru cevaplarını aktarma işlemine benzer. Faktoring firmaları bu yöntemle kredi vermeyi şiddetle reddederler. Para kazanamayan, bilançosu bozuk yani kötü yönetilen işletmenin ömrünü uzatmak, ekonomiye vereceği zararı arttırmaktan öte, şirket paydaşlarının birikimli zararını da yükseltecektir. Bu örneğe teşbih olacak iyi bir deyim vardır: İki iyilikten(rahmet) biri…

 

Yukarıdaki örnek madde sayısını onlarca kez arttırmak mümkündür. Her insanın hayatında benzer misaller, benzer hikâyeler vardır. Vakaların bir kısmı ise insanlık adına “ibretliktir”. Atasözlerinden devam edilirse, mesela “iyilikten maraz doğar”, iyilik fiilinin muhtaç tarafından olduğu kadar yardımsever açısından da dramatik bir eylem olduğunu anlatır. Diğer bir iyilik sonrası pişmanlık atasözü ise “ iyilik yap denize at…” kelimeleri ile başlar.

 

İş hayatında merhamet ve vicdan yoktur, doğrusu da budur. Ekonomik sistem rasyonel olmak zorundadır; duygularla ve keyfilikle yöneticilik yapılamaz. Bu nedenlerdir ki gelişmiş ekonomilerde her şey kurallara bağlanmıştır ve teamüller bile standarttır. İşte bu nedenlerdir ki binlerce sayfa doküman, işletmeler “boş işlerle” vakit ve nakit kaybetmesin diye hazırlanıp şirketlerin kurumsal yapısına ve çalışanlarına amentü diye ezberletiliyor.

 

İyi insan olmak iyilik yapmaktan öte bir şey; kurallara riayet etmek ya da onları değiştirme gayret ve iradesini göstermektir.

 

 

Şerif Elender

Performans Danışmanı ve Eğitmeni

6 Mayıs 2017

 

Her hakkı mahfuzdur. İzinsiz hiç bir şekilde kopyalanamaz ve yazarın ismi zikredilmeden alıntılanamaz.

İstanbul, Türkiye        +90 216 709 38 89         performans@strata.com.tr

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

22 yıl | 560 kuruluş | 111,000 profesyonel