MUTANT İŞLETME

Mutasyon, bir canlının genomundaki DNA veya RNA dizilimde oluşmuş kalıcı değişimdir. “Değişinime” yani mutasyona uğramış sahip bir organizmaya mutant denir.

 

“İş İdaresi” bilimine göre işletme bir organizmadır. İşletme, hücrelerden oluşan ve birçok organı olan bir yapıdır. İşletmenin iç ve dış unsurları vardır. Personel, ortak, teknoloji, işletme kültürü, yönetim biçimi, sermaye, aileler, sosyal ortam, coğrafya, demografik yapısı, iç faktörlerdir. Dış unsurlar ise, devlet, müşteriler, tedarikçiler, yasalar, mevzuat, demografi, ahali, finansçılar, piyasa, rakipler....

 

Mutasyon, mayoz bölünme, DNA onarımı, replikasyonu esnasında oluşan hatalardan ise iç değişiklikler sonucu, X ışını, virüs, ultraviyole, ilaç ve mutajen kimyasalları, ani sıcaklık değişimleri sebebi ile ortaya çıkmışsa, dış faktörlerden ötürüdür. Bu değişikler kalıtsal ise, mutant oluşur ve bu durumda ya kromozon yapı ve sayısı değişmiştir ya da genler bozulmuştur. Sonuçta yapı değişmiştir ve artık farklı bir "organizma" vardır.

 

Mutasyonun muhtelif sonuçları vardır. Ölümcül olanlar hangi evreden olursa olsun mutlaka ölümle neticelenir. Koşullu öldürücüler ise, ancak ikincil şartlar oluştuğunda ölümcül olanlardır. Fonksiyon kazandırıcı olanlar ise hipermorf olarak tanımlanır ve ucube yaratmıştır. Nötr mutasyonlar "mutant"ta vardır ve görünür ama, arıza yaratmaz. Sessiz tipli olan mutasyonlar ise zararsızdır.

 

İşletmeler de birer kurumsal yapı olarak canlı organizmalar gibi iç ve dış nedenlerle mutasyona uğrayabilir ve birer mutant olabilirler. Bu yazının konusu “değişinime uğramışlar” yani mutant işletmelerdir. Mutasyon konusu 20. Asrın başında tanımlanmış olmasına rağmen işletmelerde kanser özdeşi olan söz konusu durumların tarifi “İş İdaresi” sahasında, kimya ve biyoloji disiplinlerinin merhalesine gelmek bir yana henüz tarifi dahi yapılmamıştır. Sanki Çernobil'in merkezinde radyasyona maruz kalmış gibi kuruyan "anlı şanlı" işletmeler ile adeta suç makinesi üreticisine dönüşmüş şirketlerin çokluğu ve vaziyetleri gözümüzün içine girerken bunların tümüne “kötü yönetim” teşhisi koymak ne kadar yeterli olduğu tartışmaya muhtaçtır. İşletmelerde işler iyi giderken aniden ortaya çıkan deformasyonun menşei gerçekte nedir, işe bu soruyu cevaplamakla başlamak gerekir. Mutant olmuş şirketlerin belirlenmesi ve akıbetinin tahmini ise hangi tür bozulmanın olduğu ile doğrudan ilişkilidir.

 

Mutasyona uğramış şirketlerin ekonomide bıraktığı iz ve tahribat ile Dünya siyasi istikameti ile bağlantılarını sonraya bırakarak mutasyon türlerini inceleyelim.

 

İç Unsur Bozulmaları:

 

  1. Aile işin içine girer: hatta “aile işleri” işin içine girebilir. Hissedar olsun veya olmasın kan bağı ticari işlere girdiğinde iki şey olur: nakit bütçesi şaşar ve kararlarda liyakat yerine “güya tecrübe” öncelik alır. Bu sapma durumu ise başlangıçta karar, sonuçta yönetim sürecinin bozulmasına kadar gidebilir ve hatta "kesinlikle gider". Bu durumun geçici olması muhtemeldir; zira sarsıntı bir şekilde "öncü deprem" misali hissedildiğinde geri adım atılır. Lakin bazı vak'alarda "anormallik", işletmenin karakteri olabilir. Böyle durumlarda firma hayatına devam edebiliyorsa muhtemelen “kaynak israfı” da yapısallaşmıştır.

  2. Çalışanlar artık işletmeye uygun değillerdir. Şirket küçük ciro ve istihdamla iyi gidiyorken kilit personel de "iyidir". Ancak KOBİ ve üstüne terfi edildiğinde artık baştan beri şirkete omuz vermiş çalışanlar birer ciddi sorun haline gelebilirler.

 

Bunun tespiti için yapılması şart olan “asit test” şöyledir: kim patrona “bey” yerine isim ya da “abi” ön eki ile hitap ediyor ve konuşuyorsa, onun gitme vakti gelmiştir. Ama vefa ve vicdan sebebi ile statü "bir türlü" bozulamıyor ise, ya şirket ebadı "fabrika ayarlarına" dönerek küçültülecek ya da nur topu gibi bir mutant oluşacaktır.

 

  1. Teknoloji eski ama şirket hâlâ dönüyorsa, muhtemelen negatif kaynak transferi vardır. Bu tür mutant yapı ölümcüldür. 

  2. Bilindiği gibi şirket büyüdükçe iki şey birlikte olur; kendi öz kaynağını yaratır ve taze kaynağa ihtiyaç duyar. Bazı durumlarda “şirket yöneticileri” kaynak yapısında mucize yaratmayı denerler, mesela satıcı kredisi ya / yada sipariş avansları'nı çok zorlarlar. Bir süre sonra bu durum bağımlılık haline gelir ve bilanço, beklenenin aksine, bozulur. Sonuçta işletmemiz yatırım ve üretim kararlarında aşırı bağımlı hale gelir; bir de bakmışsınız müşteriler “karar verici” olmuşlar. Buradan geri dönüş zordur ve “mutantlık hali” şirketin "ipi çekilemeyecek" kadar değerli olup olmadığına göre, kısa veya uzun olacaktır.

 

Dış Unsur Etkileri:

 

  1. İşletmelere mutasyon riski için temel tehlike Devlet’ten gelendir. Bir devlette “Kurum ve Kurallar” ne kadar “olgun” olursa olsun en güçlüsü dahi, güç zehirlenmesine maruz kalır. Bir çeşit mutanta dönüştüğünde ise kendini koruyabilmek “saiki” ile çevresindeki varlıklarda mutasyona sebep olmaya başlar. Muhtemelen ülkemizin son 100 yıllık yürüyüşüne en çok hikaye konusu “Devlet Etkisi” başlığından çıkar. Doğaldır ki ekonomi ve de doğrudan işletmelerde yapılan müdahalelerle doğal yapıları bozan, yani mutasyona uğratan muhtelif çeşit devlet faktörü olacaktır. Burada "mekanizma" iki şekilde çalışır: devlet bir işletme veya grubun hayatını zorlaştırır veya kolaylaştırır. Bunun bilinen de ziyade yordamı vardır ve gayesi, muktedir yapının “harcama hakkını” kullanarak siyaseten rahata kavuşmaktır. Gelişmiş ülkelerde yer yerinden oynatacak eylemler orta “doğu-Asya” civarında iktisadi hayatın “gereğidir” adeta. Her yirmi - otuz yılda bir kağıtlar "yeniden karılır". Neticesinde “imtiyazlı” şirketler ile “süründürülecek” diğerleri ve “nötrler” ayrışır. Sürünmesi gerekenler grubundakiler, mutasyon sürecine dayanabilirler ve canlarını kurtarırlar ise bu hengameden güçlenmiş olarak çıkar. Burada asıl konu “imtiyazlılar”dır. Artık diğerlerini bağlayan yasalar onlar için cari değildir, kâr ve nakit adeta “zorla” ceplerine konulur, iç pazarda rekabet ve rakip yoktur, zaten bu durumda işletmenin dışarıda ne işi olacak ki?, kredi süreci bitmiştir, sadece kredinin kendisi vardır vs. Bu anormalliklerin neticesinde artık “öz evlat” işletmenin normal ve doğal yapısını muhafaza etmesi mümkün değildir ve esasen gerçek bir işletme bile sayılmaz. İşletme uzun vadede de yaşayabiliyorsa bu “hayat” başka bir varlık “kalıbında” gerçekleşecektir ve mutant türlerinin yaşayan ama artık “nötre” dönüşmüş bir türü olacaktır.

  2. Rakipler de işletmeyi değiştirir, bu gereklidir ve bu durumdaki her dönüşüm mutasyon değildir. Haksız rekabetin olduğu durumlar, mesela yukarıdaki paragraftaki durum, bazı işletmelerin normal yapılarını deforme edebilir. Şirketlerin vergiden imtina etme hali, haksızlık duygusunun dışa vurum yöntemlerinden biridir. Adalet’e güveni kaybetmenin sonucu “sokak kabadayılar”ı şirket yönetiminde peydah olabilir. Bazı durumlarda ise merdiven altına inerek yaşama şansı olan birer sessiz mutant’a dönüşmek onlar için son çare olabilir.

 

Son dönemde Dünya’da gelişen siyasi akımlar ve bunların arkalarında duran halk desteğine bakıldığında sanayi devriminden bu yana süregelen hakim ideoloji olan Burjuva Demokrasisi ve felsefesi, görünen bir vadede ya tarih sahnesinden çekilecek ya da daha güçlenerek sadece dış güçleri değil aynı zamanda iç faktörleri de bir kez daha mağlup edecektir. Yakın tarihte görüldüğü gibi demokrasi dışı eğilimler, belli bir zarar verdikten sonra batı dünyasının dışına atılmaktadır. “Orta Asya – doğu” ülkeleri ise zaten “batı” devletlerinin bulunduğu coğrafyadan sayılmamaktadır.

 

En son, ABD’de Cumhuriyetçi Başkanın seçilmesi ile iyice renk veren toplumsal eğilimlerin ekonomik sonuçları mutlaka olacaktır. Bu yazı serisini konusu ise “İşletme Sorunları”dır. Hukuk’un çalıştığı ve adalete ehemmiyet veren ahalinin devletlerinde otokrat yapılar kazara gelse dahi kendi misyonunun “para vanası” olarak gören yöneticilerin ekonomi ve işletmelere müdahalesi sınırlı kalabilir. Ama haksızlığı hayatın rutini olarak kabul eden insanlar çoğunlukta ise iş hayatı, "renklidir". Siyaseten ve "manen" kendi ve partisini destekleyen veya destekleyecek olan patronlara farklı davranmak isteyen siyasetçi tabii ki olacaktır, elbette "inayeti" kabul edenler de… Yazının konusu bu tür işletmelerin doğal yapısını bozan dış müdahalelerin sebebiyet verdiği yapı değişikliklerinin yani mutasyonun neler olduğu ve muhtemel sonuçlarıdır.

 

Rekabet şartlarının olması, genel kanının aksine şirketlerin uzun vadede kümülatif kârları açısından daha iyidir. Elbette bu durum esas faaliyetini becerebilen yeterliliğe sahip işletmeler için geçerli bir ifadedir. Başarılı ve iyi geçmişi olan bir işletmenin birden önünün açılması, rekabet unsurlarının ortadan kalkmasıdır, bahse konu olan durum. Artık O işletmenin mutasyona uğradığını bilerek düşünelim ve soralım: Yeni ve gerçek ortaklık yapısı nasıl olmuştur ve stratejik kararları şimdi kimler veriyordur? Sermaye yeterliliği hususunda kimler ne cesaretle şirketimizi eleştire bilecektir ve de vergi müfettişleri? Mal ve hizmet teslimleri ne ölçüde şartnameye veya vicdana uygundur; bu ahlaksız durumun sosyal riskleri nelerdir? Toplumun ve hatta çalışanların kötü duygularını ne olarak kabul edeceksiniz? Şartlar değiştiğinde yeniden “Piyasa Kuralları”na uygun ticaret yapabilecek misiniz? Mutantların önemli bir kısmı erken ölür veya ucube olarak kalır, buna razı mısınız? Bu sorulara bakarak bazılarımız; “ne yani fırsat çıkmış, çeşme akarken elimizin tersi ile itmek mi gerek?” diyebilir.

 

Zenginlerin temel sıkıntılarından biri, belli bir rakamın üstünde para tüketmenin pek mümkün olmamasıdır. Hayat standardınızı “daha da” yükseltemezsiniz. Huzur ve güvenlik ön plana çıkar bir yerden sonra. Ayrıca; bir asır önce devlet yapımızı değiştirdiğimizde eşraf, maddi ve manevi servetini mütegallibeye devretmek zorunda kalmadı mı? Yerleşik düzenin sahipleri ve yüz binlerce şerik bir günde vatanından gitmek zorunda kaldılar; eski varlıkların yeni sahipleri de bu servetleri muhafaza edemedi. Çünkü ani değişiklikler çoğunlukla mutasyon etkisi yapar. Başıma "talih kuşu kondu" derken bir mutant olmuş olabilirsiniz, şirketinizle birlikte… Zira mutantların sonu çoğunlukla iyi bitmiyor.

 

Osmanlı Devleti’nden Cumhuriyet’e miras kalan işletmelerden, para basma imtiyazlı ve en eski şirketlerin başında gelen Osmanlı Bankası yaşayamadı ama şekerci Ali Muhittin Hacı Bekir hayatta.

 

 

Şerif Elender

Performans Danışmanı ve Eğitmeni

19 Mart 2017

 

Her hakkı mahfuzdur. İzinsiz hiç bir şekilde kopyalanamaz ve yazarın ismi zikredilmeden alıntılanamaz.

İstanbul, Türkiye        +90 216 709 38 89         performans@strata.com.tr

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

22 yıl | 560 kuruluş | 111,000 profesyonel