YATIRIMCI RUH HÂLİ

Yatırımcı Psikolojisi

 

Yatırım kelimesinin tam karşılığı finans literatüründe kullanılan "plasman"a denk gelmektedir. Etimoloji üzerinden gidilirse kelimenin kökü olarak “yat”, dilimizde 16 sözlük anlamından çoğunluğunda olumsuz tanımlar çıkmaktadır. Hapis - hasta yatmak, işin yatması, boşuna yatmak gibi... Biraz zorlarsak, yatırım’ın ilk beş harfinin karşılığı da TDK’na göre “Doğaüstü gücü bulunduğuna ve insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı” ile ev eşyası, altın vs’dir.

 

İnsanlar, tasarruf veya “başkalarından temin” ettikleri kaynağı, müspet beklentiler ve niyetler ile tür değiştirirler ve buna “parayı falanca şeye yatırdım” derler. İşte fon kaynağın bu “dönüşüm hal ve durumuna” yatırım deniyor. Yatırımlar, maddi duran varlık, menkul, hak, diğer para, emtia ve değerli maden yatırımları şeklinde tasnif edilebilir. Diğer taraftan getiri türlerine göre yatırımlar sabit ve değişken getirili şeklinde de tasnife tabi tutulur. Bir yatırımın kârı, varlığın değer artışı ile getirilerinin toplamından oluşur. Getiriler; kira, faiz ve temettüden oluşur. Varlık değerinin artışı, tahakkuk esasına göre değil, ancak realize edilmiş, yani cebe konulmuş ise kâr hanesine yazılabilir.

 

Bir diğer kâr ölçütü ise reel getiridir; getirinin olması bazı şartlarda tek başına yetmeyebilir, pozitif reel getiri olmalı; yani enflasyondan veya varsa paranın maliyetinden arındırılmalıdır. Bir adım daha gidilerek reel pozitif getiri; alternatif maliyet ya da getirilerle de ölçümlendikten sonra kayıp-kazanç hesabı yeniden yapılmaktadır. Ülkemizde çok önemli değildir ama başka devletlerin vatandaşı ayrıca vergi maliyetini de hesaba dahil eder.

 

Analitik bakış penceresinden bakıldığında, ilaveten getiri – risk analizi, kayıp – kazanç hesaplarının içine dahil edilir. Yani “ne kadar külfet o kadar nimet” düsturu yatırımın kârlılığı için nihai en etkin kıstas olabilmektedir.

 

Yatırımcı doğaldır ki, en kısa sürede en yüksek getiriyi elde etmek isteyecek ve yatırdığı şeyi geri almayı amaçlayacaktır. Elbette para sahibi, işler ters gittiğinde ne kadar fazla göreceli zarar söz konusu olabilecek ise o kadar yüksek kazanç beklentisi içinde olacaktır. Riskler sadece fiyat ve piyasa volatilesi değil aynı zamanda anapara ve getirisinin “geri dönememe” tehlikesini de kapsar. 

 

İnsanlar, yukarıda bulunan dört paragraftaki sıkıntılara rağmen gene de yatırım yaparlar. Bu “ısrarın” birinci sebebi sanılanın aksine, bir an önce çok para kazanma güdüsü değil, mevcudu koruma endişesidir. Diğer bir deyişle zenginleşme hayalinden önce, fakirleşme korkusu gelir, gece başını yastığa koyunca her para sahibi faninin aklına… Ayrıca “kullanılmayan paranın” müşterisi çok olur; sahibinin elinden almak için yapılan hamleler bazen öyle bezdirici hale gelebilir ki bu, ikinci sebeptir; “madem sen kullanmıyorsun, ver ben kullanayım”… tacizleri.

 

Gerçekte Dışarıda Neler Oluyor?

 

Bu yazıda hedef kitle, değişken getirili varlıklara sahip ve borsada işlem gören ürünlerin yatırımcılarıdır. Yani riski ve getiri beklentisi yüksek, bazen tüm iş günleri ve saatleri işlem yapılabilen ve hatta 7/24 dükkanı açık ürünlerden oluşan portföylere sahip insanların “hikayelerini tahayyül” edeceğiz.

 

2017 Şubat’ında Forex Piyasalara ilişkin teminat oranlarını on kat birden arttıran düzenlemenin ardından, kararı savunmak amacı ile Başbakan Yardımcısı; ”burası kumarhaneye dönecekti” saptamasını yaptı. Bu cümleden hareketle, vadeli işlem yatırımı ile şans oyunları bir diğerine geçiş olabilecek kadar yakın ve benzer algılanmaktadır, diyebiliriz. O halde kumar ve kumarbazlık üzerinde durmakta yarar var “yatırımcı psikolojisi”ni daha kolay anlayabilmek için.

 

Kumar?

 

Kumar, diğer adı ile “şans oyunları” bazı din ve inançlarda haram, bazılarında “mekruhtur” grubundadır, yani kötüdür. Buna rağmen insanlar kumara meylediyorsa ve daha beteri kumardan “oynatanlar” haricinde henüz hiçbir fani “bu işten” tek kuruş kazanamadı ise bu durum sosyolojik değil patolojik bir vaka olmalıdır. Bazı görüşlere göre kumar genetik sonuçların yöneltmesiyle bağlantılı; yani kimyasal bir durumdur. Bazı uzmanlar ise kumara yatkınlık geni ile Parkinson hastalığı arasında bir ilişkisi olduğunu söylemektedir. Kaybedeceğini bile bile kendini kontrol edemeyerek şans oyunlarını hayatının merkezi yapan insanlarla acaba, “intihar eğiliminin” bir bağlantısı, benzerliği olabilir mi? bundan da henüz emin değiliz. Fakat şundan emin olabiliriz:  Kumarbaz ile spekülatif yatırımcının çok kuvvetli ortak yönü vardır ve bu, aşırı iyimserliktir. Bu iki grup insanın kaybetmeye yönelik kötümser hisleri ve hatta zırnık şüpheleri asla yoktur, ta ki kaybedinceye kadar… Halbuki spekülatörlerin duayeni kabul edilen Soros, “her yatırım kararımı sürekli bizzat eleştiririm, her gün yeniden analiz ederim.” demişti bir söyleşisinde. İki grubun diğer ortak davranış biçimi ise, kurdukları stratejilerini doğruluğunu tekraren izah etmek suretiyle, tahmin edilemeyen faktörler ile üçüncü şahısların menfi etkilerinin oyunlarını bozduğu inancını etrafa anlatmaktır. Bu durum hem kendilerini temize çıkararak bir sonraki oyun için cesaretlendirecek hem de olası sosyal baskıdan kurtaracaktır; zira varsa hata kendisinde değil, dış faktörlerdedir ve bu şansızlık her daim olamayacağı gibi artık “tecrübe” de kazanmıştır.

 

Neler Yapılabilir?

 

Sermaye piyasası yatırımını profesyonellere tamamen teslim olmaksızın bireysel bilgi ve beceriniz ile yapmak isterseniz, öncelikle iyi ve kapsamlı bir eğitime ihtiyacınız olacaktır. Zaten yasalarımız, yatırımcının “kör cahil” olma tehlikesine tedbir olarak hesap açılışında müşterileri sınava tabi tutturmakta, deneme uygulaması vs yaptırmaktadır. Elbette bu işin ne kadar ciddi yapıldığı bir yana, borsa yatırımcılığında iyi bir temel oluşturmak için öğrenilmesi gereken temel dersler vardır. Makro Ekonomi, Temel Muhasebe, Finansal Matematik, Mali Analiz, Teknik Analiz, Mevzuat, Şirket Değerleme, Piyasalar vs. nerede ise bir lisans programı kapsamı… Elbette tüm bu konuları ezberleyip çok kötü bir yatırımcı olma ihtimaliniz son derecede yüksektir, çünkü öyle olsa “finans profesörleri” dünyanın en zenginleri olurlardı. Demek ki iyi bir yatırımcı olabilmek için başka şeyler gerekmektedir; diğer bir deyişle bilgi lazımdır ama tek başına yeterli değildir.

 

Başka Şeyler:

 

Başka şeylerin başında basiret ve dirayet gelmektedir ki; bunlar Allah vergisi özel niteliklerdir. Borsanın gerçek efsanesi Baba Kennedy’nin, ayakkabı boyacısı ile yaptığı sohbetten sonra “artık herkesin malumu olan işten para kazanmak mümkün değildir” diyerek tüm hisselerini sattığı meşhur anekdottan daha önemli bir ifadesi vardır ki asıl büyük sır, bu cümlededir. Bilindiği gibi Kennedy ailesi 1929 krizinden “mogul” olarak çıkan tek isimdir ki bu başarı önce Baba Kennedy’ye SEC Başkanlığını, sonra da oğullarına senatörlük ve hatta ABD Başkanlığının yolun açacaktır.

“Bir hisseyi tarihi zirvesinden satmayı umacak kadar akılsız değilim.” demiştir, SEC döneminde kendisinin de hep kullandığı manipülasyon yöntemlerini yasaklayan ABD SPK’sının Başkanı…

 

Bilindiği gibi İMKB (şimdi BIST) kurulduğu tarihten bu yana TL, USD’ye karşı % 850,000 değer kaybetti, yani 8500 kat. İMKB 30 endeksi ise 110,000 kat arttı. Yastık altı USD’ye göre 13 kat fazla, diğer bir hesapla %3 USD bileşik faiz getirisinin 5 katı. Bu tespitten şunu çıkarmak mümkündür: borsada uzun vadede herkes kazanabilir. Ancak çoğumuzun çevresinde BIST’te evini, arabasını, evliliğini kaybetmiş birçok insan varken, bu üç şeyi borsa sayesinde kazandığını söyleyen çok nadir yatırımcımız vardır. Peki, borsanın dolar bazındaki bu artış performansına rağmen insanlarımız neden hep kaybedenler grubunda?

 

Çünkü ortalama borsa performansının altında getiriniz varsa ve hatta zarar ediliyorsa bu kayıplar birilerinin servetlerine takviye besin olmaktadır. Acaba bu “winner”lar kimlerdir?, hepsi yabancı yatırımcılar mıdır, yoksa aralarında "bizden" birileri var mıdır? Varsa kimler (küçükler?) kaybediyor, kimler (büyükler?) kazanıyordur. Elbette kurumsal yatırımcıların kazanma şansları fazladır, çünkü profesyonellerce yönetilmektedir ve amatörlerden her zaman en az yüz adım daha öndedirler.

 

Kaybeden Yatırımcıların Makûs Hilkat Ve Hataları

 

  1. Optimist veya pesimisttirler. Her iki mizaç da borsa yatırımcısı için ölümcül sorundur. 

  2. Moody’dirler, günü gününü, saati saatini tutmaz, karar ve tercihleri her zaman değişkendir.

  3. Manik depresiflerdir, üst satırdaki tarife benzerler ama bunlar farklı olarak “kağıtlarına” küsebilirler yada her şeyi tek hisseye bağlarlar.

  4. Aşıktırlar, yatırımına sadakatle bağlıdırlar bazıları, bazılarıyla nerede ise bir ömür geçirirler. Çünkü inandığı hisseyi vaktiyle tarihi zirvesinden satın almıştır ve o fiyat hala tarihi zirvedir.

  5. Şıpsevdidirler, her kağıda aşık olur ama en düşük fiyattan satar, ha bire at değiştirirler.

  6. Çok zekidirler!, başkalarının aklı beş para etmez, her şeyi onlar bilir. Teknik analizi de, temel analizi de en iyi onlar bilirler.

  7. Saftırlar, başkaları ne dese inanırlar, mesela derinliği olmayan hisseleri fahişfiyattan alacak kadar temiz! kalplidirler.

  8. Şizofrendirler, olmayan şeyleri görür konuşurlar, mesela parasını pay senedine gömdüğü şirketin CEO’su ile hep iletişim halindedir, gaipten tüyo alır, tiye alınır.

  9. Borcu severler, hele kaldıraçlı olanlara bayılırlar. Batarsa zararı başkasına yıkmak, iyi giderse parsayı tek başına toplayıp yemek “insani” haklarıdır.

  10. Müsriftirler, çünkü çok para zaten bunun için lazımdır ve giden para olsundur.

 

Kritik Zorluk ve Dönemeçler

 

  1. Temel sorun bir yatırıma girmek değil oradan sağ salim çıkabilmektir. Yatırımın maliyet fiyatı yanlış olabilir, ancak bu durum ölümcül değildir.

  2. Alınan şeyin fiyat seyri her zaman üç seçeneklidir. Aşağı, yatay ve yukarı, her üç durum için strateji ve uygulayacak beceriniz yoksa, ne yaparsanız yapın hedefinize ulaşamazsınız.

  3. Fiyat aşağı giderken, zararı kabullenme zorluğunun yanında, her an geri döneceği beklentisi vardır ve zaten “Ayı da olsa Boğada olsa" piyasalar dalgalı hareket eder. Aleyhteki her fiyat hareketi bir önceki kararı pişmanlık haline getirir. Satış kararı kişinin sebatına göre bezdiği an ve noktadır ki bu muhtemelen geri dönüş fiyatı olmaktadır.

  4. Yatay seyirde eğer yatırımızın Beta Katsayısı 1 civarında seyrediyorsa, sorun nispeten azdır ama, dalgalanma veya yukarı yön sadece size uğramadı ise beklemenin eziyeti, sıranın sizin "kağıda" geldiğinde biter, çünkü büyük ihtimal çıkmışınızdır.

  5. Yatırımınız size hesabi olarak kazandırmaya başladı ve devam ediyorsa bu noktada karar vermek çok daha zor olabilir. “İyi ki dün satmamışım, bugün daha zenginim” den başlayarak,” keşke sabah satsaydım” a doğru giden bir yola girme ihtimali yüksektir. Son derece sinir bozucu bir süreçtir ve dirayet esas burada lazımdır.

  6. Bir koyup beş almak isteniyorsa kaldıraçlı ürünler tercih edilmelidir, ama riskin de geometrik olarak büyüyebileceği unutulur. “Bırakın biraz başkaları da kazansın.”

  7. Hızlı giden trenden inip başka bir katara dahil olmak, “sürat felakettir” şiarının gereğidir.

  8. Yukarıdaki sıkıntılı ve kaybetme riski yüksek duygusal zorlukları bırakın başkaları yani profesyoneller yaşasın, siz sadece kontrol edin.

  9. Son söz: Linkedin’de yayınlanan “Kaldıraç” isimli yazının son paragrafını okuyun.

  10. En son söz: Her şeye rağmen her şey ters giderse İnşirah Suresi’nin mealini okuyunuz.

 

 

Şerif Elender

Performans Danışmanı ve Eğitmeni

9 Mart 2017

 

Her hakkı mahfuzdur. İzinsiz hiç bir şekilde kopyalanamaz ve yazarın ismi zikredilmeden alıntılanamaz.

İstanbul, Türkiye        +90 216 709 38 89         performans@strata.com.tr

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

22 yıl | 560 kuruluş | 111,000 profesyonel