Sosyal Sorumluluk Performansı

Aşağıda yer alan metni okumak yaklaşık 4 dakika sürmektedir.

“Şirketler sadece karlılığa bakmamalıdırlar. Ticaret ile sosyal sorumluluk arasında bir denge olmalıdır. Bu dengeye samimiyetle yaklaşanların daha fazla para kazanacakları kesindir.”

-Howard Schultz, Starbucks’ın Kurucusu ve İcracı Başkanı

Sosyal sorumluluk, içinde yaşadıkları ülkede yurttaşlık görevlerini yerine getirmeleri beklenen bireylerin eylemlerinin yalnız kendi refah ve esenliklerine değil, toplumun tamamının refah ve esenliğine de hizmet etmesi gerektiğini öngören bir etik yaklaşımdır. Bu yaklaşım daha geniş ölçekte ekonomik gelişme, toplumun refahı ve çevre arasında da bir denge kurulması gerektiğini söyler. Bu denge sürdürülebilirse o takdirde sosyal sorumluluğun başarılmış olduğundan söz edilebilir.

 

“Sosyal sorumluluk” ifadesinin “sorumluluk” bileşeni özünde etik bir kavram olup geçmiş eylemlerin sonuçlarına ve gelecekte yapılacak veya yapılması gerekenlerin sorumluluğuna işaret ederken, “sosyal” bileşeni ise özünde insan-toplum ilişkilerinde ortaya çıkan ahlaki bir kavramdır. Bu noktada sosyal sorumluluğun yalnızca bireyleri değil, belli yetkinliklere ve özellikle sahip bireylerin belirli amaçlar doğrultusunda bir araya gelerek çalışıp değer ürettikleri kuruluşları da ilgilendirdiğini belirtmek gerekir. Zira “bu kuruluşlar (işletmeler ve diğer örgütsel yapılar) izole bir boşlukta (vakum) faaliyet göstermezler. İçinde faaliyet gösterdikleri toplum ve çevreyle ilişkileri etkin bir şekilde faaliyetlerine devam etme kabiliyetleri bakımından kritik bir faktördür. Bu aynı zamanda kuruluşların topyekun performanslarının giderek daha fazla kullanılan bir ölçüsü haline gelmiştir.” (https://www.iso.org/iso-26000-social-responsibility.html)

 

Bireylerin veya kuruluşların aldıkları kararlar ve bu kararları hayata geçiren eylemler topluma ve çevreye zarar veriyorsa o zaman bu kararların ve eylemlerin sosyal bakımdan sorumsuz olacağı aşikardır. Dolayısıyla bireysel veya örgütsel kararların ve eylemlerin sosyal sorumsuzlukla sonuçlanmaması için bir başka deyişle o bireyler veya kurumlar bakımından yararlı (?), toplum ve çevre bakımından zararlı sonuçlar doğurmaması için önceden üzerlerinde iyi düşünülmeleri, birey-örgüt-çevre-toplum ekseninde, kısa, orta ve uzun vadeli sonuçları bakımından ve her halükarda iyi-kötü/ doğru-yanlış çerçevesinde değerlendirilmeleri gerekir. İnsanlık tarihi kadar eski olan bu değerlendirme işi kuşkusuz kolay değildir; kim ya da kimler tarafından hangi nesnel koşullarda ve verilere dayanılarak yapılacağı, kriterlerin tam olarak neler olacağı zorlu meselelerdir. Konu özellikle kuruluşlar açısından değerlendirildiğinde kuşkusuz sadece işletmecilik disiplini ve kuralları bakımından değil, ekonomi, iletişim, sosyoloji, çevre bilimi, ahlak felsefesi vb farklı disiplinler bakımından da değerlendirme yapmak gereği doğmaktadır.

 

Bu çerçevede sosyal sorumluluk ve etiğinin yapılacak objektif, çok boyutlu ve multi-disipliner değerlendirmelerden sonra hem bireylerin hem kuruluşların günlük kararlarının ve eylemlerinin içine yedirilmesi gerekmektedir. Bu özellikle bu bireyler veya kuruluşlar başka bireyler/ gruplar/ çevre üzerinde bir takım etkiler veya sonuçlar yaratıyorlarsa böyledir. Farklı alanlarda, farklı amaçlarda, farklı kategorilerde değer üreten örgütsel yapılar ve işletmelerin kendi özelliklerine ve özgün koşullarına uygun sosyal sorumluluk sistemleri (ve kültürleri) geliştirmelidirler. Bir işletmenin bünyesinde (sadece ve sıkça rastlandığı gibi şirketin imaj ve repütasyonunu artırmaya(?) yönelik olarak şu  ya da bu derneğe, vakfa vb belli zamanlarda maddi yardım şeklinde değil) o işletmenin örgütünün çeşitli vadeleri ve konuları ilgilendiren kararlarını işletme ekonomisi-toplumsal esenlik-çevre arasında kurulacak dengeyi sürdürmeye yönelik olmak üzere yönlendirecek bir sosyal sorumluluk sistemi kurmak ve sürdürmek işletmenin de içinde bulunduğu toplumda ve çevrede sürdürülebilirliğine önemli katkılar sağlayacaktır.

 

Sadece kendi maddi çıkarlarını gözeten kararların ve eylemlerin yaratacağı, etik başta olmak üzere çeşitli sorunları ve yansımalarını göz ardı edip halı altına süpüren kuruluşlar bu yaklaşımlarının bedelini şu veya bu şekilde, şu ya da bu vadede fazlasıyla ödemektedir.

 

Şirketler (işletmeler) söz konusu olduğunda sosyal sorumluluk, “kurumsal sosyal sorumluluk” (corporate social responsibility) başlığıyla gündemdedir. (Bize göre, daha önce de belirttiğimiz gibi “kurumsal” sözcüğü “corporate” sözcüğünün doğru karşılığı değildir ancak bu şekilde kullanım genel kabul görmüştür.) İşletmelerin/ tüzel kişilerin/ şirketlerin sosyal sorumluluğu bu örgütsel yapıların çevre ve toplumsal esenlik üzerindeki etkilerini değerlendirme ve gereğini yapma inisiyatifini almalarıdır. Bu inisiyatif genellikle yasaların, mevzuatın, düzenleyici kurumların veya kuruluşların beklentilerinin ötesinde bir şeyler yapma gayretini içerir. Bu yönüyle sosyal sorumluluk bir nevi iyi niyetlilik, bir kendiliğinden harekete geçme çabasıdır. Ne yazık ki bu çabalar henüz yalnız Türkiye’de değil tüm dünyada da kuruluşların çoğunu yakından ilgilendirir görünmemektedir. Bunun temel nedenleri arasında konu hakkında bilgi eksikliği olduğu kadar sosyal sorumluluğun kuruluşların yaratacakları değeri örseleyici, karları düşürücü, hedeflerine ulaşmayı geciktirici bir sistem ve çabalar bütünü olduğu yanlış inancı yatmaktadır. Bu yanlış inanç çoğunlukla çok boyutlu bir fayda/maliyet analizi yapmamaktan veya yanlış yapmaktan kaynaklanmaktadır.

 

Sosyal sorumluluk konusuna uzak duranların veya negatif bakanların bir argümanı da kuruluşlarının istihdam yaratmakla, mal/ hizmet üretmekle ve vergi ödemekle zaten yeterince sosyal sorumlu olduklarını dile getirmeleridir. Yine sosyal sorumluluk olgusunun bazı aleyhtarları sosyal sorumlulukla işletmeciliğin bağdaşmayacağını, doğası gereği çeşitli kaynakları tüketerek dönüştüren, kar ve hissedar değeri için çalışan işletmelerin sosyal bakımdan sorumlu olmak isteseler de olamayacaklarını iddia etmektedirler. Ancak, özellikle 21.yüzyıl sosyal sorumluluk meselesini ciddiye alan ve bünyelerinde sistemleştiren kuruluşların sayısının gün geçtikçe arttığı; sosyal sorumluluğun sanıldığı gibi karı veya karlılığı negatif değil pozitif etkilediğinin anlaşıldığı; dünya genelinde insanların ve müşterilerin giderek artan ölçüde etik değerleri, toplumu ve çevreyi önemseyen kuruluşları daha fazla ödüllendirdiği bir zaman dilimi olmaya devam etmektedir.

 

strataperformans danışmanlık-eğitim-koçluk ekibi olarak her alanda  hızı, sıklığı ve niceliği artan değişimlerin yaşandığı; bilginin ve bilgiye ulaşılabilirliğin teknolojinin yadsınamaz kaldıracıyla olağanüstü düzeylere ulaştığı; marjinal bir kesimin kısa vadeli çıkarlarını maksimize etmeye dayalı yaşama ve iş yapma anlayışının orta ve uzun vadede birlikte kazanmaya, katılımda ve paylaşımda daha adil olmayı kolaylaştırıcı mekanizmalar kurmaya ve sürdürülebilirliğe dönüşmeye devam ettiği, aynı ekosistemde daha huzurlu ve mutlu yaşayabilmek için kendi esenliği kadar karşısındakinin de esenliğinin önemli olduğunun daha iyi anlaşıldığı; sürdürülebilir birey ve kuruluşun ancak sürdürülebilir bir “çevre” içinde mümkün olduğunun anlaşıldığı bir dünyada sosyal sorumluluk konusunun çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Sosyal sorumluluğu günlük yaşamlarına geçirmekte umarsız veya özensiz olan bireylerin, toplulukların ve kuruluşların başının çok ağrıyacağını biliyoruz.

 

Bu çerçevede sosyal sorumluluk bilincini, kültürünü ve uygulamalarını geliştirmek, sosyal sorumluluk performanslarını artırmak isteyen tüm kuruluşlara aşağıdaki başlıklar çerçevesine destek olmaktan memnuniyet duyuyoruz: 

  • Sosyal Sorumluluk Bilincini Örgüt Çapında Artırmak ve Yaymak

  • Sosyal Sorumluluk Vizyonu, Misyonu ve Stratejisi Geliştirmek

  • Sosyal Sorumluluk Yol Haritası Oluşturmak

  • Sosyal Sorumluluk Projelerinin Çok Yönlü Analizi

  • Örgütsel Sosyal Sorumluluk Kültürü Yaratmak

  • İnnovatif Sosyal Sorumluluk Projeleri Tasarımı

  • Sosyal Sorumluluk Yönetimi

İstanbul, Türkiye        +90 216 709 38 89         performans@strata.com.tr

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

21 yıl | 560 kuruluş | 111,000 profesyonel