Teknolojik İlerlemelere Uyum ve Dijitalleşme Performansı

Aşağıda yer alan metni okumak yaklaşık 4 ½ dakika sürmektedir.

“Teknolojinin ilerleyişi onu neredeyse farkına varılmaksızın günlük hayatın içine yerleştirmeye ve onun bir parçası haline getirmeye bağlıdır.”

- Bill Gates, Microsoft’un Kurucu Ortağı ve Dünyanın 2. En Zengin İnsanı

 

 

Çok özel bir zaman diliminde yaşıyoruz…Bilgi üretiminde ve teknolojide ilerlemelerin belirleyici etkisiyle her alanda şaşkınlık yaratıcı gelişmelerin, yeniliklerin, değişimlerin yaşandığı bir dönemde…Bu dönemi tanımlayıcı kavramlar arasında dijitalleşme ilk sırada. Kavramın ilk kullanıldığı 1971’den bu yana her alanda giderek artan oranda her türden bilgiyi analogdan dijitale çevirmenin (digitization) ötesinde finanstan sanayiye, sağlıktan kültüre, iletişimden sanata, medyadan haberleşmeye, ticaretten eğitime hemen her alanda dijitalleşmenin yaşandığı ve evrilerek devam edeceği çıplak gözle görülen bir gerçek. 70’lerden itibaren elektronik, donanım, yazılım, tele komunikasyon gibi alanlarda yaşanan değişimlerin ve gelişmelerin hızlandırdığı dijitalleşmenin, lokal ekonomilerin ulusal sınırların ötesine yayılmasını kapsayan küreselleşmenin de taşıyıcısı veya kolaylaştırıcısı olduğu biliniyor. Kültürün, sermayenin, malların ve insanların son birkaç on yılda inanılmaz boyutlara varan dolaşımları dijitalleşmeye çok şey borçlu.

 

Dünyaca ünlü araştırma ve danışmanlık kuruluşu Gartner’ın IT Sözlüğü’nde dijitalleşme dijital teknolojilerin bir iş modelini değiştirmek ve yeni gelir-değer  üretimi fırsatları yaratmak için kullanımı olarak tarif ediliyor ve ekleniyor, “dijitalleşme, dijital bir işletmeye geçiş sürecidir.” Bu haliyle kavramın ilk kullanıldığı dönemlerdekinden farklı, iş ve işletmeye dönük bir tanım alan dijitalleşme için alternatif bir tanım iletişim profesörleri Daniel Kreiss ve J. Scott Brennen’dan geliyor: “Dijitalleşme, toplumsal hayatın bir çok kesiminin dijital iletişim ve medya altyapıları etrafında yeniden yapılandırılmasıdır.” İnsanların birbirleriyle etkileşimlerinin analog teknolojilerden dijital teknolojilere kayması ve böylece hem iş hem de işi dışı hayat alanlarının sayısallaşması olarak da yorumlanabilecek bu tanım kuşkusuz sosyal hayatı daha çok ilgilendirir görünüyor. İster iş dünyası ister iş dışı dünya bakımından ele alınsın dijitalleşme her halükarda insanı ve insan topluluklarını yakından, çok yakından ilgilendiren bir olgu, bir “yeni, süreğen durum.” İş yaşamı ve iş dışı yaşam arasındaki sınırların giderek belirsizleştiği bir dünyada birbirinden çok kesin hatlarla ayrılmış tanımlar yapmanın yararlılığı ve geçerliliği ayrıca sorgulanabilir.

 

Kuşkusuz, kar amacı gütsün gütmesin her türden kuruluş dijital teknolojileri kendi bünyelerinde daha fazla uyguladıkça işler, iş yapış şekilleri ve netice itibariyle iş görenler de değişmek durumunda kalıyor. Bu da bir yandan yeni bilgi ve becerileri edinmeyi, bir yandan da bu kuruluşların kültürlerinde önemli değişimleri gündeme getiriyor. Sanayi 3.0’da (1970’lerde) başlayan ve üretim süreçlerinde elektroniği ve IT’yi  kullanarak otomasyonu, dolayısıyla verimliliği, üretkenliği ve kaliteyi artırma çabaları, 2000’li yıllardan itibaren dijitalleşmeyi olanaklı tüm süreçlerde devreye alarak bugün Sanayi 4.0 diye adlandırılan dördüncü endüstri devrimine de kapı açıyor. Makineler, bilgisayarlar, sensörler, elektronik kontrol sistemleri, robotlar üzerine, bir süredir tüm sistemleri kontrol eden yazılımların, başka bilgisayarlar tarafından kontrol edilen bilgisayarları sistemlerinde barındıran makinelerin, siber fiziksel sistemlerin, IIoT (Nesnelerin Endüstriyel İnterneti)nin, büyük veri analitiğinin ve yapay zekanın (IA) eklendiğine ve akıllı fabrikalar denen yapıların ortaya çıktığına tanık oluyoruz. Bütün bunlar büyük bir değişimi, daha doğrusu birbirini doğuran değişim süreçlerini ifade ediyor. Bu değişimler dijitalleşmeyi, dijitalleşme de ilave değişimleri doğuruyor.

 

Dijital teknolojinin günlük hayata entegrasyonu olarak da tanımlanabilecek dijitalleşme yalnızca üretim (mal veya hizmet) süreçlerinin otomasyonunu ve optimizasyonunu değil, işletmelerde daha önce pek ölçülemeyen şeyleri de ölçmeyi, görselleştirmeyi, çok farklı kaynaklardan elde edilmeye başlanan yeni bilgileri karar alma süreçlerinde kullanmayı olanaklı kılıyor. Bütün bunlar elbette gereksiz maliyetleri azaltmak ve gelirleri çoğaltmak, dolayısıyla karlılığı ve karı artırmaya katkı sağlamak üzere gerçekleştiriliyor. Bu sayede, yalnızca sınai üretim yapan işletmeler değil, belki onlardan da fazla diğer türden işletmeler yeni ve yenilikçi çalışma yolları keşfediyor. Hesabını iyi yapmış ve dijitalleşme yolculuğuna çıkmış kuruluşlarda pazarlamadan satışa, tedarik zinciri yönetiminden finansa, stok yönetiminden insan kaynaklarına tüm fonksiyonlar dijitalleşmenin nimetlerinden yararlanıyor. Elbette gerekli teknolojinin tespit edilip devreye alınması ve bilginin kuruluşların katmanları arasında yatay ve dikey rahatça hareket edebilmesi koşuluyla.

 

Dijitalleşme ile birlikte sıkça anılan bir kavram da dijital dönüşüm. Dijital dönüşüm pek çoklarının sandığı gibi kuruluşlarda devreye alınabilecek bir proje değil. Dijital dönüşüm, öncelikle müşterinin itici güç (bilgi ve hareket kaynağı) olduğu, buna bağlı olarak tüm organizasyon genelinde yukarıdan aşağıya soldan sağa değişimi ve dijital teknolojilerin hayata geçirilmesini gerektiren bir stratejik iş/letme dönüşümü. Dijital dönüşüm kuşkusuz bir veya birden fazla dijital teknoloji projesinin bir veya birden fazla alanda hayata geçirilmesini içeriyor olacaktır ancak burada asıl önemli olan kuruluşun dış dünyadaki değişimleri takip edip (hatta öngörüp) bu değişimleri iyi yorumlayıp, daha sonra bu değişimlerle ve bu değişimlerin iç dünyadaki yansımalarının yaratacağı her türden etkiyle başa çıkacak zihniyet, bilgi ve beceri düzeyinde olması. Bir başka deyişle dijital dönüşüm, değişimin stratejik bir yetkinlik olarak anlaşılıp algılanarak, gereğinin yapılması. Burada gereğinden kasıt sadece teknolojinin (basiretli) yönetimi değil, bireysel ve örgütsel planda değişimle ilgili yetkinliklerin geliştirilmesi, değişim-dostu kültürün yaratılması ve yaşatılması, değişime direncin açığa çıkarılması ve yönetilmesi, ve diğer değişim dinamikleri ile topyekun değişim süreçlerinin (sadece proje anlamında değil, insan ve örgüt boyutlarıyla) proaktif yönetimidir. Değişimin insan ve örgüt boyutları iyi yönetilemediği takdirde ne dijitalleşme ne de dijital transformasyon kendisinden beklenen avantajları yaratamayacaktır. Değişim bireysel, örgütsel, teknolojik, yapısal, kültürel vb boyutlarıyla ele alınırken bu değişimin çekirdeğinde müşteri ve dış dünya olduğu unutulmamalıdır. Radikal bir değişim inisiyatifi, yepyeni bir durum olan dijital transformasyon, asıl itici gücünü kuruluşun uçtan uca müşteri merkezli olmasından alacaktır. Analog bilgilerin dijitale çevrilmesi dijitalleşmeyi kapsamayacağı gibi, fonksiyonların, süreçlerin ve sistemlerin dijitalleşmesi de dijital transformasyonu başarmaya yetmez. Dijital transformasyon, değişimi, müşteri ve dış dünya merkezli olmak üzere topyekun kucaklayan, işi, iş modelini, iş yapış şekillerini ve genel olarak stratejiyi geri dönüşü olmayacak şekilde transforme eden bir liderlik inisiyatifidir. Dijital dönüşüm özü itibariyle müşteriyi yepyeni bir konuma oturtmak, temel verilerini ve ilhamını müşteriden alacak yepyeni bir operasyonel ve davranışsal kültürü devreye almaktır. Son tahlilde dijitalleşme, Nesnelerin Interneti (IoT), Nesnelerin Endüstriyel Interneti (IIoT), Sanayi 4.0, Büyük Veri, Makinelerin Birbiriyle İletişimi, Blockchain, Cloud, Edge vb teknolojileri anlamayı ve uygulamayı kapsayan süreçlere; dijital dönüşüm ise işi, örgütü, stratejiyi, kültürü müşteriden hareketle, müşteriye göre ve müşteri için değiştirmek üzere inisiyatif almaya dairdir.

 

strataperformans danışmanlık-eğitim-koçluk ekibi içinde yer alan ve  yerli/yabancı sektör lideri kuruluşlarda yeni teknolojilerin devreye alınması, dijitalleşme, dijital iş ve dijital dönüşüm konularında üst düzey yönetim ve liderlik rollerinde bulunmuş danışmanlarımız öncülüğüne sunduğumuz hizmetler, sektörü ve büyüklüğü ne olursa olsun her türden kuruluşun yeni teknolojilere uyum ve dijital performanslarını artırmayı, süreçlerini iyileştirmeyi, verimliliklerini yükseltmeyi ve müşterileriyle yepyeni bir değer alışverişi ilişkisi kurarak karlı büyümelerine katkı sağlamayı hedefliyor: 

  • Dijitalleşme Stratejisi Belirlemek ve Yol Haritası Oluşturmak

  • Dijital Dönüşüm Stratejisi Belirlemek ve Yol Haritası Oluşturmak

  • Dijital Pazarlama/Satış/ Müşteri Deneyimi Stratejisi Belirlemek ve Yol Haritası Oluşturmak

  • Dijital İş/ İş Yapış/ İşletme Kültürü Yaratmak ve Yaşatmak

  • Dijital Okuryazarlık

İstanbul, Türkiye        +90 216 709 38 89         performans@strata.com.tr

  • LinkedIn Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge

21 yıl | 560 kuruluş | 111,000 profesyonel